Connect with us

Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Anne: Cami Avlusundan Sıcacık Bir Yuvaya

Anne

Anne: Cami Avlusundan Sıcacık Bir Yuvaya

Anne: Cami Avlusundan Sıcacık Bir Yuvaya

Japon yapımı “Mother”dan uyarlanan Anne dizisi dün akşam ilk bölümüyle yayınlandı. Yayınlanır yayınlanmaz da hem konusu hem de yüreğimize dokunan sahneleriyle soluksuz izlendi. Üstelik Twitter’da TT listesinden uzun süre zirveyi de korudu. Bu kadar konuşulan ve izleyenleri etkileyen Anne dizisinin ilk bölümde neler oldu bir konuşalım dedim ben de!

beren gökyıldız anne

Beren Gökyıldız, Melek karakteriyle karşımızdaydı dün gece. Oyunculuğuyla, bu derece acı çekmesine rağmen hala hayata umutla bakışıyla yüreğimize dokundu. Hala fotoğrafına baktıkça sanki Beren Gökyıldız’ı değil de Melek’i görüyor gibi oluyorum. O derece yüreğime dokunmuş dün akşam. En küçük şeylerden mutlu oluşu, küçücük bir deftere tüm dünyasını sığdırmasıyla küçük bir çocuğun böyle bir dünyası olabilir mi dedirtti izlerken. Melek kim peki? Biraz ondan bahsedeyim, dün gece ekran başında olmayanlar için. Melek, ailesi tarafından suistimale, şiddete uğrayan ancak bunu dile dökemeyen, “Cami avlusundan sıcacık bir yuvaya” haberini gazete gördüğünden beri bu habere tutunan ve yeni bir yuvası olacağına inanan bir çocuk. Annesi Şule, erkek arkadaşı Cengiz tarafından bir barda çalıştırılıyor ve Cengiz’e olan bağımlılığı nedeniyle hiçbir şeye ses çıkartamıyor. Melek ise Cengiz’den şiddet görerek, çoğu zaman aç kalarak küçücük dünyasında hayalleriyle yaşamaya çalışıyor.

Anne, son zamanlarda ekranlarda yayınlanması gereken en önemli konuyu Star Tv’ye taşıdı dün akşam. Çocukların suistimal edilmesi, şiddet görmesi ve en önemlisi kadınların bu baskıya ses çıkartamaması. Anne dizisinde Melek’in annesi Şule’yi ise Gonca Vuslateri canlandırıyor. Yalan Dünya dizisindeki başarılı oyunculuğundan sonra Gonca Vuslateri’yi yeniden bir dizide görmek beni çok mutlu etti. Şule’nin Cengiz’e karşı olan sessizliğini, Melek’e yapılan her türlü eziyete ses çıkarmayışını ekranlara taşıdı. Bakışlarından, mimiklerinden gerçekten bir Şule’yle karşı karşıyaydık Gonca Vuslateri’nin sahnelerinden. Şule, Cengiz’e ses çıkartmıyor ancak Cengiz hariç herkese tepkili. Barda parasını vermeyen adamlara Cengiz’in desteğini de alarak esip gürlüyor. Melek’in vücudundaki morluklardan şüphelenen öğretmenlerine de sessiz kalmıyor ancak söz konusu Cengiz olduğunda her zaman susuyor.

Cengiz’in ise çalıştığı, eve para getirdiği falan yok. Şule’yi çalıştırdığı gibi sadece onun parasını yiyerek geçiniyor. Üstelik Şule’nin parasını Şule’ye bile harcatmıyor. Eve aldığı yemekleri Melek’in yemesine izin vermiyor. Gizlice yediğinde ise ona akıl almayan cezalar veriyor. Mesela, çöp poşetine atıp bağlamak gibi. Vicdanınızın alamadığı, dayanamadığınız cezalar. Şule ise bunların hepsine göz yumuyor. Melek’in dövülmesine, vicdansız cezalar vermesine. Bazen bakıyoruz üzülüyor onun için. Bazense aynı cezayı kendisi veriyor, Cengiz’den farksız diyoruz. Cengiz’in rengi belli dizide. Onun içinde iyilik neredeyse hiç yok. Kötü ve kötü olmaya devam edecek. Ancak Şule’nin ne yaşadığını bir türlü anlayamadım ilk bölümde. Melek’in çöp poşetine atıldığını görünce önce korkuyor, sonra aynı şeyi kendisi yapıyor. Önce Melek’ten kurtulmak istiyor onu sevmiyor diyoruz. Sonra Melek’in öldü haberini aldığındaki yüz ifadesini, Cengiz’in telefonlarını açmayıp acısıyla baş başa kaldığı hallerine ortak oluyoruz.

cansu dere anne

Ve Cansu Dere. Zeynep karakteriyle karşımızda. İlk sahnelerde annesinin defalarca aramasına rağmen açmadığı telefonlarını görüyoruz. Neden olduğunu anlamıyoruz ama annelik konusunda onun da bir acısı olduğunu tahmin edebiliyoruz. Sonra öğreniyoruz ki meğerse o da evlatlıkmış. Annesinin yıllar önce onu terk etmesine sinirli ve asla affetmemiş onu. Annesinin hapiste olduğunu ise yine dizinin son sahnesinde öğreniyoruz yani Zeynep’in hikayesini öğrendiğimiz anlarda.

Peki Melek’le yolları nasıl kesişiyor Zeynep’in. Zeynep aslında bir fotoğrafçı, göçmen kuşların fotoğraflarını çekiyor. Ancak geçici bir süre yeni bir iş bulması gerekiyor. O da geçici öğretmen olarak sınıf öğretmenliği yapıyor. Bu sırada karşılaşıyor Melek’le. Melek, sınıf arkadaşlarından tamamen farklı. Geceleri sürekli dışarıda, çünkü sokaklar evden daha güvenli. Okuldan sonra cami avlusuna gidiyor ve orada akşama kadar bekliyor ve çok geç saatlerde eve dönüyor. Zeynep’in katı ve değişmez gerçeklerine darbe vuruyor Melek. Çocukları sevmeyen Zeynep hayatına Melek’i alıyor birden bire. Onun acısına ortak oluyor bilmeden. Tabi hemen değil.

Zeynep uzun bir süre uzak durmaya çalışıyor Melek’ten. Okulda Melek’in çektiklerini görüp bir şeyler yapmaya çalışan başka öğretmenler de var tabi. Sezgin Öğretmen bunlardan biri. Sezgin Öğretmen, Melek için uğraşıyor, sosyal hizmetlere başvuruyor ancak hiçbir şeyi kanıtlayamıyor. Melek sessiz kaldığı için ve kanıt olmadığı için kimse bir şey yapmıyor Melek için. Zeynep’te bir süre Melek’in yaşadıklarını gördüğü halde Sezgin Öğretmen’e yönlendiriyor Melek’i. Bir şey olursa Sezgin öğretmenine git, Sezgin öğretmenine söyle diyor sık sık.anne cansu dere

Zeynep’in uzak durmaları ise bir yere kadar devam edebiliyor. Sezgin öğretmende kendi hayat koşuşturmasına dalıp gidince uğraşamıyor Melek’e. O da arkasını bırakıyor. Sezgin öğretmenin önce idealist ve mücadeleci kimliğiyle verilip bir anda “Benim düğünüm var uğraşamam” diyip giden birine çevirmesi ise birinci bölümün en önemli sıkıntısıydı bana göre. Sezgin öğretmen bir şekilde sahalardan çekilip yerini Zeynep’e bırakmalıydı çok doğru. Ancak geçişin bu kadar ani ve apar topar yaşanması çok sıkıntılı oldu. Baştan beri bu uğraşması biraz daha yüzeysel verilseydi o sahne daha inandırıcı olabilirdi.

Sezgin öğretmenin aralarından çekilmesiyle, Zeynep ve Melek karşı karşıya kaldı. Melek, Zeynep’te sevdiği şeyleri yazdığı bir defter unutmuştu. Zeynep, öğretmenliği bırakıp asıl işi için Bandırma’dan ayrılmak zorundaydı ancak bu defteri vermeden ayrılamadı. Defteri vermek için Melek’in evine gittiğinde ise inanamadığı bir olay onu bekliyordu. Melek çöp poşetine atılmış bir şekilde sokaktaydı. Belli ki Şule’de artık ondan kurtulmaya çalışıyordu. Zeynep, Melek’i alarak oradan uzaklaştı ve bir plan yaptı. Melek’e öldü süsü vererek İstanbul’a gidecekler ve orada anne-kız gibi davranacaklardı.

Melek’in anne diyerek Zeynep’e sarılma anlarını yayınlanan ilk tanıtım fragmanında izlemiştik. O zaman da yüreğimize dokunan bir sahneydi o sahne. Dün akşam diziyi izlerken de aynı derecede etkiledi yine bu sahne. “Anne,anne,anneciğim” sözleri Melek’in ağzından çıktı, çıktı da gözümüzden yaş olup aktı adeta. Zeynep artık Melek’in annesiydi. Ancak her şey bu kadar kolay mı olacaktı. Zeynep ve Melek İstanbul’a doğru yola çıktı her şeyi bırakarak. En çok Melek’in acılarını bırakarak çıktılar bu yolculuğa. Bu yolculuk sırasında öğrendik Zeynep’in hikayesini de. Vahide Perçin’de işte tam bu anlarda diziye dahil oldu.

Anne dizisi hem oyunculuklarıyla hem de konusuyla dün akşam en çok konuşulanlar listesindeydi. Umarım daha da uzun süre konuşulur. Ömrünün uzun sürmesi dileğiyle!

İyi bir dizi takipçisi. Hem işine hem de yazmaya aşık. En çok da en iyi yazar mühendisten olur düşüncesini desteklemek için yazıyor. Çayını, kahvesini değil, bir kutu peçete alıp televizyonun karşısına geçiyor. Kalbine, ruhuna dokunan dizileri izlemeyi seviyor. Hiçbir zaman da unutmuyor, o gemi bir gün gelecek!

1 Yorum

1 Comment

  1. Merve Gvn

    1 Kasım 2016 at 12:58

    Mükemmel bir dizi. Müthiş duygusal…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anne

To Top