Connect with us

Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Bu Şehir Arkandan Gelecek 1.Bölüm: Korktuğun Şehre Aşık Olmak

c1lrcmrxuaa5cif

Bu Şehir Arkandan Gelecek

Bu Şehir Arkandan Gelecek 1.Bölüm: Korktuğun Şehre Aşık Olmak

Bu Şehir Arkandan Gelecek 1.Bölüm: Korktuğun Şehre Aşık Olmak

Bir ömür. Çocukluktan bu yana geçen koca bir ömür. Annenizin silik hatırası ve babanızın annenizi öldürdüğüne dair en net hatıra. Tüm çocukluğunu, yaşamını o anıyla geçirmek. Sonra büyümek. Bir gemi dolusu insanla, sahilden sahile, ülkeden ülkeye giderek büyümek. Her seferinde “o” anıyı yaşadığın şehri hatırlamak,korkmak ancak hiç kaçamamak. Ne olursa olsun en büyük aşkını bile orada yaşamak.

Bu Şehir Arkandan Gelecek. Kerem Bürsin’in dövüş sahnesiyle başladı her şey. Kerem Bürsin’in mimikleri, jestleriyle Ali’nin gücünü, kendini nasıl yetiştirdiğini görebiliyorduk. O ilk sahne izleyicinin bütün dikkatini de odaklamasını sağladı. Sonra ise Ali’yi tanımaya başladık. İstanbul’dan korkan, o şehre gitmek istemeyen bir adamdı Ali. Çocukken annesi Elif’in ölümünden sonra bir gemi aşçısı Rauf tarafından büyütülmüştü. Geminin aşçısı olduğu için tüm geminin “Rauf Anne” dediği Rauf’a belki de içinde yarım kalan bir duyguyla “anne” diyordu. Dövüşlerden kazandığı parayı kuruşu kuruşuna Rauf’a verişiyle tek değer verdiği insanın o olduğunu da anlatıyordu. Cebinde ise tek bir şey saklıyordu. Annesiyle olan tek fotoğrafını. Yıllar önceden kalan, eskimiş ancak değerini yitirmemiş o fotoğrafı.

4_d-1

İstanbul’a gelmişti Ali’nin gemisi. Ancak Ali gemiden çıkmamaya kararlıydı. Rauf’un tüm ısrarlarına rağmen bu konuda direniyordu. Sonra ilginç bir olay yaşadı Ali. Hem merhametini hem de annesine olan sevgisini görmemiz için gerekli bir sahneydi. Gemi dövüşünde yendiği adam hırsını alamamış tek başına yakaladığı ilk anda arkadaşlarıyla Ali’yi köşeye sıkıştırmıştı. Ali’nin canını yakmak için annesinin fotoğrafını acımadan yakan adama ise Ali’nin gösterdiği merhamet çok büyüktü. Fotoğrafı yakarken kendisini de yakan adamı Ali hiç düşünmeden kurtarmıştı.

Ali’nin annesine dair tek fotoğrafı kaybetmesi ise İstanbul’a adım atışının belki de habercisiydi. Rauf’tan sonra ona destek olan ikinci şeydi o fotoğraf. Anılarına yeniden sahip çıkmak ve onlarla yüzleşmek için İstanbul’a adım atmalıydı Ali.

Ancak bir olay daha gerekliydi. Ali’yi harekete geçirecek, içindeki merhamet duygusuyla adım atmasını sağlayacak küçük bir “itekleme”gerekliydi. Derin’le tanışması da işte tam böyle oldu. Hayal ettiği hayatı yaşamak için çırpınan ve ailesinden, ailesinin dayatmalarından uzaklaşan Derin çok önemli bir karar vermek üzereydi. Babasının ona kazandırdığı her şeyden vazgeçen Derin, sadece bir gün kendisi olacak, istediği gibi yaşayacaktı. Cep telefonunu denize atarken eski hayatına dair herkesle iletişimini de kesmişti. Yeni hayatında ise yanında olacak olan Ali’ydi. Ancak önce Derin’in arkasında düşürdüğü bale ayakkabısını Ali’nin ulaştırması gerekliydi.

 

Leyla Lydia Tugutlu’nun dansı Türk dizilerinde gördüğümüz birçok performansa göre sanırım daha iyiydi. Elbette ki bundan daha muhteşemleri de izlenmiştir ancak arkasında bir emeğin olduğu belliydi. Ali’nin yanına para bile almadan ayakkabıyı yetiştirmeye çalışıp bir de üstüne okul güvenliğini de arkasına kattığı o anların sonrasında Derin’in ayakkabısız sahneye çıkması büyük bir ironiydi. Ancak yaşananlar sebepsiz değildi. Ali bu koşuşturma sonrasında Derin’in muhteşem dansıyla da karşılaşmış, yardım etmek için geldiği bu yolculuğun aşka dönüşünün ilk sinyallerini vermişti.

Derin ise belli ki Ali’den görür görmez etkilenmişti. Yoksa bir anda karşınıza çıkan bir insanla tüm gün geçirecek kadar o insana güvenmek biraz zor olsa gerek. Ali’nin hikayesi Derin’in gerçekleştiremediği hayallerini anlatıyordu adeta. Ailesinin baskısından kurtulamayan ve sevmediği bir adam olan Yiğit’le evlenmek üzere olan Derin hayatına isyan ettikçe içindeki kuyuda daha çok boğuluyordu. Ali’nin gemilerde yaşayıp dünyayı dolaşması ise Derin’in sahip olamadığı özgürlüğüydü.

7_d-1

Ali ve Derin birbirlerinin yaralarını saracak kadar güçlüydü. Ali küçük yaşta ailesini kaybetmiş büyük bir uçurumun içerisinde kendi kendine uçmayı, özgürleşmeyi öğrenmişti. Derin ise iyi bir aileye ve büyük avantajlara sahipti. Hayata Ali gibi eksilerde başlamamıştı. Ancak özgürlüğü elinden alınmış, ailesinin baskısı onu istemediği bir hayatı yaşamaya zorlamıştı. Ali’nin Derin’e öğretecek çok şeyi varsa Derin’in de Ali’ye öğretecekleri vardı. İlk öğretisi ise Ali’nin korktuğu şehri cennete çevirmekti.

Muhteşem bir gün geçirdi Ali ve Derin. Hayatlarını, zorluklarını arkada bıraktıkları, bir an için koca dünyada tek başlarına kaldıkları bir gün geçirdi. Sırılsıklam oldular, İstanbul’u turladılar, güldüler ve aşık oldular. Gün sonunda ise Derin daha cesur döndü evine. Özgürlüğünü geri kazanmak ve Yiğit’in karşısına çıkıp “Seninle evlenmeyeceğim!” diye haykıracak kadar güçlüydü. Ali’yle geçirdiği o 24 saat onu tamamen değiştirmişti.

9_d-1

Ali’nin hayatı kendisinin dahi çözemediği sırlarla doluydu. Büyük bir boks şampiyonu olan Şahin’in oğluydu aslında Ali. Yıllar önce annesi Elif’in delicesine aşık olduğu Şahin, turnuvaya gidince Elif de aile zoruyla Mithat’la evlendirilmişti. Elif’in o sıralarda Ali’ye hamile olduğunu da bilinmiyordu. Yıllar sonra Ali’nin kendi oğlu olmadığını öğrenen Mithat ise Elif dahil herkesi öldürmüştü. Şahin ise Mithat’a saldırdığı için hapse atılmıştı.

Ali ise bunların hiçbirisini bilemeden büyümüştü. Şahin’in bir hayranı olan Rauf, Ali’yi büyütmüş, yıllar sonra İstanbul’a geldiklerinde Şahin’e oğlunun yaşadığı haberini vermişti. Yanı Bu Şehir Arkadan Gelecek, konuları arasında yıllar sonra birbirlerini bulan bir baba-oğlu da saklamıştı. Ali’nin pasaportunun Rauf tarafından yırtılmasıyla Ali ise gemiye binemedi. Mecburen Şahin’in yanında kalmak zorunda kaldı.

İlk bölümün sonu aslında birçok olayın başladığı noktaydı. Ali ve Şahin karşılaşmış, Derin evlenmekten vazgeçmişti. Derin ve Ali için yeni bir şans varken Derin’in kim olduğunu gizlemesi elbette ki klasik Türk dizileri ritüellerinde öğrenildiğinde olayların olduğu bir sahne oluşturacak. Ancak o güne kadar biraz olsun Derin-Ali aşkı izleyebiliriz. Çünkü Kerem Bürsin-Leyla Lydia Tugutlu uyumu adeta şahane olmuş.

1_d-1

Dizide önemli gördüğüm hatalardan biri ise Yiğit’in Derin’e hesap sorduğu sahnesiydi. Ali ve Derin’in gazetedeki haberini gördükten sonra Ali ve Derin’in öpüştüğünü söyleyen Yiğit bu öpüşmeyi nereden biliyordu? Çünkü gazetedeki fotoğraflarda öpüşme yoktu. Derin ve Ali öpüşmesi ise Derin, Rauf’u görmek için gemiye geldiğinde yaşanmıştı. Orada da gazeteci yoktu.

Başka bir sıkıntı da üniversite sahnesinde yaşandı. Ali’yi yaka paça okuldan atan güvenlik görevlileri hiç sorgulamadan Ali’ye kamera görüntülerini gösterdi. Taksici de pasaportunu bırakan ve taksiciye ulaşmaya çalışan Ali’ye bu kadar kolay güvenlik kamera görüntülerinin gösterilmesi biraz sıkıntılı geldi. Üniversiteye kimliksiz girmek olay olurken aynı kişiye kamera görüntülerinin bu kadar kolay gösterilmesi biraz çelişki yarattı.

İlk bölümün günahı olmazmış ayrıca Kerem Bürsin’in İngilizce aksanı da bir o kadar şirindi ^^

 

"güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem: eline sağlık Tanrım Leyla çok güzel olmuş Tanrım eline sağlık dünya da çok güzel olmuş keşke biraz ölmesem."

Yorum İçin Tıklayın!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Şehir Arkandan Gelecek

To Top