Connect with us

Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Hayat Şarkısı 35.Bölüm: Aramızda Bir Düşman Gibi Duran Zaman

hayatsarkisi

Hayat Şarkısı

Hayat Şarkısı 35.Bölüm: Aramızda Bir Düşman Gibi Duran Zaman

Hayat Şarkısı 35.Bölüm: Aramızda Bir Düşman Gibi Duran Zaman

Murathan Mungan’ın Yalnız Bir Opera şiiri şöyle başlar:

“ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim”

Zaman anlam yüklemediğinizde zararsızdır. Sadece geçen saatler, geçen ömürdür. Yaşlanırsın, yaşarsın ve sadece geçip giden süreleri izlersin. Ancak yıllar önce yaşananlara anlam yüklediğinde ömür değil sen tükenirsin. Hülya, yazdığı mektupta “Ben bütün geçmişimi, bütün hatalarımı senle birlikte unuttum, sildim Kerim!” deseydi ne kadar yerinde olurdu. Ya da Kerim, Cem’e bir an için inanmayıp onu seven, Mehmet’in ve Düğme’nin annesi Hülya’ya inansaydı. Ben, benden sonraki seni tanıyorum deseydi, mutlu olmaz mıydık bir an için? Olurduk, hem de nasıl olurduk.

Hülya’nın da Kerim’in de “yorgun,kirli,umutsuz geçmişi” vardı. Kerim de hata yapmıştı ve Hülya sayesinde vazgeçmişti hatalarından. Ancak Hülya, Kerim kadar takılmamıştı yaşananlara. Hülya, Cem’den bahsetmedi Kerim’e. Onu gördüğünde ise evet, yalan söyledi. Ancak Hülya geçmişini unutmak isteyen bir kadındı, Bahar’ı bile yeni yeni öğrenmişken Kerim’e yıllar önce yaşadığı geçmişi anlatmak zorunda mıydı? Değildi be Kerim!

Kerim, Hülya’nın kalbine ulaşamadığını hissetti yaşadığı olay sonrasında. Cem’i bulduğu o eski otelde Cem’in anlattığı geçmişe inandı her kelimesiyle. Hülya’nın Cem’le ilişkisi olduğunu, Cem’in istemediği bir çocuğu doğurduğunu ve en önemlisi Hülya’nın yaşananları kendisine anlatmadığını hissetti. Aylin meselesinden zaten sabıkalıydı Hülya. Sormaya, bir de ondan dinlemeye bile gerek duymadı yaşananları. Hemen başladı soğukluğu, hemen başladı o katı, sert ruh hali.

Kerim, bir an için kandırılan ve mağdur olanın kendisi değil de Hülya olduğunu düşünse aslında ne çok şey hallolacaktı. Çünkü söyledim, söylüyorum ve söyleyeceğim. Kimse geçmişte yaşadıklarını anlatmak zorunda değil. Kerim, Hülya’yı tanıdığında sadece Hülya olduğu için sevmeli onu. Geçmişiyle, geleceğiyle sevemeyiz kimseyi. Aylin meselesinde Kerim’e hak vermiştim. Çünkü bu Kerim’i doğrudan etkileyen bir yalandı. Ancak bu olayı bile aşmışlardı onlar. Bu meseleyi de konuşabilirlerdi.

Hülya’ya kızdığım tek konu ise doğrularına değil yalanlarına güvenmesi. Doğrularının arkasında durmayıp yalanların arkasına gizlenmesi. Kerim’e tüm yaşadıklarını apaçık anlatmaması. Çünkü korkacak hiçbir şeyi yok artık Hülya’nın. O geçmişiyle hesaplaşmaktan korkan, geçmişinde olan olayları kendi hataları sanan bir kadındı. Ancak şimdi Bahar, Hülya’nın hayatında yepyeni bir başlangıç yarattı. Artık korkma Hülya, korkma ve anlat tüm yaşadıklarını. Çünkü suçlu sen değilsin.

indir

Ve Bahar. Yaşanan en büyük krizleri ne acı ki en çok çocuklar çekiyor. Bahar, kaçırılma olayında sağ salim bulundu. Yaşadığı tüm krizlere, karşılaştığı onca birbirinden farklı insana rağmen evine, yuvasına dönebildi. Bahar’ın yerine koyulan çocuğun anne ve babası sayesinde bulundu hem de. Hülya’yı kandırmak için konulan sahte çocuk Bahar’ı bulmak için de umut oldu.

Hüseyin ve Melek de ise fırtına öncesi bir sessizlik vardı dün akşam. Hüseyin, Bahar’ı “Babacım” deyip sahiplenirken Ceren’le de ilişkisini düzeltmeye başlaması umut vericiydi. Ancak bu arada kalmıştık uzun vadede Melek’in sinirlerini alt üst edip bir yerlere saldırma sınırına gelmesine neden olacak düzeydeydi. Zira Melek mutsuz ve Hüseyin’i günden güne bu mutsuzlukla tüketmekte.

Ceren ise yeni bölümün yıldızlarından biriydi. Hüseyin’le olan konuşması hem Hüseyin’i bir an için silkeleyip kendine getirdi, hem de tatlı görüntüler oluşturdu.  Ceren’in Bahar kıskançlığı ise elbette ki Bayram Cevher’imiz tarafından itinayla çözüldü.

Hüseyin, Ceren için sözler verirken ne kadarını tutabilecek bilinmez. Ancak Melek ve Cevher evi arasında mekik dokumaları, yaşanan krizler kolay kolay çözülmeyecek belli ki. Herkes mutlu olsun, kimse kırılmasın diye uğraşan Hüseyin’in bu uğraşından kaç kişi kırgın ayrılacak birlikte izleyeceğiz.

indir-1

Melisa, hasta olmasaydı da bu kadar takıntılı olurdu bana kalırsa. Kerim olayı romantik bir edayla “Öleceği için bu hayatta bir iz bırakmaya çalışıyor” diyerek çözdü. Ben o kadar kolay çözemedim elbette. Kerim’in hayatındaki tüm krizleri bırakıp Melisa’i iyileştirmek için ulvi bir görev üstlenmesi de bir Yeşilçam filmi havası yarattı benim için. Melisa mağdur değil. Tedaviyi reddetmeyi de ölmeyi de kendisi seçmiş. Ruh hali, düşünceleri tamamen sıkıntılı. Kerim’e ise sadece ulaşamadığı için aşık. Kerim onun sevmediği için aşık.

Tabi Kerim-Melisa olayında ilgilendiren tek detay Hülya’ya nasıl yansıyacağı. Zaten arada sıkıntılı bir durum varken Kerim’in Melisa’ya yakınlığı Hülya tarafından pek hoş karşılanmayacak bir durum.

Bu olay içinde ise beni güldüren Süheyla oldu. Kerim’in mesajını yanlış okuyup Melisa da kalacağını zannedip bir de vazosunu kırdı diye Hülya’ya bunu söylemesi “Eşyalarıma dokunanı affetmem.” deme şekliydi. Nitekim de öyle oldu.

indir-2

Yanık ceset ise bu bölümün en önemli olaylarındandı. Cem’in Kerim ile konuştuktan sonra birkaç adam tarafından götürülmesi ve sonrasında yanmış bir arabadan çıkması şaşırtıcıydı. Ancak cesetin yanmış olması ve cesetin Cem olduğuna dair tek kanıtın arabadan çıkan kimlikler olması Cem’in ölmediğini gösteren şeyler. Cem’in planları dahilinde hazırlanmış, itinayla kurgulanmış bir oyun olduğu bu detaylardan belli. Cem bir yerlerden yine çıkar, yine Hülya’ya bela olur inancındayım.

Kerim’in ise Cem’i kaçırılmasına tanık olduğunu öğrenmemiz kafamızdaki şüpheleri daha çok arttırdı. Cem’e tam olarak ne oldu ve Kerim ne gördü bilmiyoruz. Ancak Kerim’in anlatmadığı şeyler başını biraz ağrıtacağa benziyor.

Her şey bir yana Bayram Cevher’in bu aileye bir seyahat lazım fikrine de sonuna kadar katılıyorum. Yaşanan onca olaydan sonra güzel bir seyahat, bir tatil gerekli!

Gelecek bölümlerde görüşmek dileğiyle!

 

 

Yazar, çizer en çok da okur. Dizi izlemediği zaman onu kitap okurken görebilirsiniz. Okumadığı zaman ise dizi izler. Ne kitaplarda ne de dizilerde tür ayırt eder. Eline geçen her şeyi okur, gözüne takılan her şeyi izler. En büyük hayali ise bir gün Vosvos'una binip dünya turuna çıkmak.

Yorum İçin Tıklayın!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hayat Şarkısı

To Top