Connect with us

Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

İçerde 16.Bölüm: Sadece Sevdiklerine İyi Olan İnsan

İçerde

İçerde 16.Bölüm: Sadece Sevdiklerine İyi Olan İnsan

İçerde 16.Bölüm: Sadece Sevdiklerine İyi Olan İnsan

“İnsan sadece sevdiklerine iyiyse ona iyi bir insan denilebilir mi?” sorusunun üzerinden bizim için iki hafta Melek için ise sadece birkaç gün geçti. Füsun’un etkisini tahmin edemeden söylediği bu söz Melek’in Celal’den şüphelenmesinin de fitilini ateşleyen şeydi. Ailesini kaybetme korkusuyla her geçen gün ailesini daha çok kaybeden Celal, bildiği gerçeklerin yükünü kaldıramayacak kadar öfke doluydu. Melek’e attığı tokat Melek’e değil kendisineydi. Yalanların biri diğerine o kadar güçlü bir bağ ile bağlıydı ki sadece bir sır çözülse hayatı mahvolacak düzeydeydi.

Sarp’ın babası Metin, Celal’in eşini öldürdüğüne tanık olan ve bu suçu üstlenen tek insan. Mert ise Metin’in suskunluğu devam etsin diye kaçırılan küçük bir çocuk. Aile özlemiyle hiç büyüyememiş, çektiği acılarla sadece yıpranmış bir çocuk. Annesinin Füsun, ağabeyinin Sarp olduğunu öğrendiğinde ailesini en son gördüğü o yaşa yani 4 yaşına dönüp onlara koşup sarılacak kadar acılı bir çocuk hem de.

Binlerce yalan böylesine birbirine bağlıyken Celal’in de tek kurtuluşu değer verdiği insanları Füsun, Coşkun’dan yani bu sırla alakası olan herkesten uzak tutmak.

Melek’e yaşattıkları ve Mert’e yaşattıkları ne tesadüf ki ortak acılar. İşlediği suçu Metin’in üstüne yıkıp Mert’i ailesinden kopartırken aynı şeyi kendi elleriyle kendisine de yaptığından haberdar bile olmamış Celal. Aynı suçun şahidi olan Melek, yani annesinin gözlerinin önünde vurulduğu gören Melek ise Mert’le birlikte sokaklarda büyüyen bir çocuk olmuş. Celal, bir başkasına acı verirken kendi elleriyle kendini yaralamış.

İçerde 16.bölüm

Beni… beni… Celal’ini

Neden sonra o suçun altında ezilip Melek’le birlikte neden Mert’i kurtardığını anladım bu bölümde. Melek’e yaptığının acısı o kadar yakmış ki içini Mert’e daha fazla acı vermek istememiş. Belki de başına gelenlerin Mert’e verdiği acıdan kaynaklandığını anlamış. İkisini de sahiplenmiş, ikisine de baba olmuş. Ancak ikisine de daha fazla acı verdiğinin farkına varmamış. Çünkü onlara hep yetim kalmanın acısını yaşatmış. Kendisine hep borçlu kalmalarını sağlamış.

Melek’in evi terk edişi, Celal’i affetmeyişi, kendisine atılan tokadı unutamayışın sebebi Mert’in cümleleriyle açıklanmıştı. Yıllarca sokaklarda uğradığı şiddeti, travmayı hatırlatmıştı o tokat ona. Ancak farkına varmadan yıllardır yaşadığı acıların bedelini ödetiyordu Celal’le. Celal, Melek’i yanına alır almaz gerçekleri söyleseydi belki de Melek’in bu derece öfkesini üzerine çekmeyecekti. Melek yıllardır yetim olmanın acısını içinde yaşamasaydı Celal’in attığı tokadı daha kolay affedecekti. Melek’in de dediği gibi o tokat yetimliğini tekrar hatırlatmıştı ona.

Ve Davut. Bir Davut hayranı olsam da her geçen gün psikopatlaşması beni bile korkutmaya başladı. Melek’e aşık olduğunu gördüğümüz ilk andan beri biliyoruz. Yıllardır süren bu imkansız aşkın takıntı haline gelmesi de kabul edilebilir bir şey ancak yıllar önce Melek’in Davut’u gördüğü ilk ana döndüğümüzde anladık ki Davut Melek’le tanışmadan önce de onu seviyordu. Melek’i gördüğü anda “siz beni tanımıyorsunuz ama ben sizi çok iyi tanırım” bakışı ve imaları, defterlerini kaldırmasına yardım ederken Melek’in kalemini gizlice alması ve 5 sene boyunca saklaması, daha ötesi hala nasıl çekildiğini anlamadığım Melek’in fotoğrafları sanki hepsi planlı bir aşkın ürünü gibi. Davut’un yıllardır Celal’in yanında olduğunu biliyoruz. Ki Mestan nasıl çocukken Celal’in yanına geldiyse Davut’un da muhtemelen öyle bir hikayesi var. Çünkü tüm geçmişi, ailesi Celal. Daha öncesinde hatırladığı, sevdiği, bildiği kimse yok. Sözün özü, Melek Celal’in evine geldiği ilk anlarda yani Melek ve Davut henüz küçücük bir çocukken Davut, Melek’i gördü. Onunla tanışmasa da ona yaklaşamasa da yıllardır sevdi Melek’i. Bu takıntılı aşk, tâ çocukluktan başlıyor yani.

İçerde 16.bölüm

Mestan. Canım kurban diye diye bir gün o menzile varacaksın.

5 yıl öncesine dönüp Mestan’ı görmeden geri gelmemiz de ayrıca muhteşem oldu. Mestan öldü ama anılar kaldı. Böyle arada bir sürpriz yapıp bize “Canım kurban Mestan”ı gösterseler mutlu oluruz ki biz.

Yeni bölümün konusu ise kamera görüntüleriyle elbette. Herkes mi ikilem içerisinde kalır bir bölümde bilmiyorum. Mert, ikilem yaşayacak diye açtığım televizyonda tüm karakterleri ikilemlerde bırakıp kapattım zira. Eylem çok da düşünmediği “Mert mi Sarp mı” sorusunu “Sarp” olarak cevaplayarak ikilem problemini en net açıklığa kavuşturan karakterimizdi. Hadi biz gerçeği biliyoruz da, Eylem’in bir polise karşı Celal’in adamı Sarp’ı seçmesi çok şaşırttı beni. Evet seçmeseydi de neden seçmedi diyecektim. Ama hani bir süre “Ne yapsam” telaşını bekledim zira karşısına aldığı sevdiği adam Mert’ti. Tüm bunların ötesinde Mert’in asla kandırılamaz olması da sürprizli bir andı. Kendi evinin lavabosunda görüntüleri Sarp’a söylemeye çalışan sevdiceğini fark etmesi uzun sürmedi. “Eylem duyamıyorum biraz sesli konuş/ Niye buluşuyoruz telefonda söyle” cümleleriyle Eylem’e bir ağız tadıyla casusluk yaptırmayan ve bir de “Senin Mert’in evinde ne işin var?” diye sorguya çekmeye çalışan Sarp’ın da bu hallerini unutamayacağım.

Melek’in “Seviyorum ama sana zarar gelmesin diye senden ayrılmak istiyorum.” klişesini Sarp’ın “Ee, ayrılalım o zaman” cümlesiyle bozguna uğratan İçerde senaristlerine de teşekkür ediyorum. İçerde’yi İçerde yapan kesinlikle bu klişeleri bozabilmesi. Evet, bazı olaylara üzülüyoruz, ağlıyoruz ancak sevdiği halde ayrılan çiftler, üzülmemeleri için birbirlerine gerçeği anlatamayan aşıkları izlemekten biraz sıkılmışız sanki. Ne olursa olsun mücadele eden ve her zorluğa birlikte göğüs geren Sarp ve Melek’i görmek bu nedenle umut verici.

Ve Mert. Günün kahramanı. İkilemlerin efendisi. Coşkun’a Celal’i ele verirse baba bildiği adamı tehlikeye atacak. Ele vermezse ailesini öğrenemeyecek. Görüntülerde gördüğü Sarp’ı Celal’e söylerse Sarp ölecek. Sarp ölürse Füsun ve Eylem üzülecek. Sarp Celal’in düşmanıysa Celal tehlikede. Sarp madem Celal’in düşmanı Celal’i Köstenceli’den neden kurtardı? Madem kurtardı neden Köstenceli’nin karısı Leyla ile iş birliği yaptı? sorularıyla yedi bitirdi kendini Mert.

Bu ikilemlerin içinden çıkamayınca ise Celal sağ olsun bir ikilemini çözdü. Coşkun’un telefon konuşmasını Celal’in yanında hoparlörden açan Mert, Coşkun tam Mert’in gerçek adını söyleyecekken Celal’in bilerek “Seni bitirecem Coşkun” demesiyle Coşkun ikileminden kurtuldu. Ki eğer söyleseydi her şey ortaya çıkardı. Coşkun, Mert’in “Umut”u tanımadığını düşünüyorsa söyleme ihtimali de vardı. Ancak “Tak tak taka tak” sesiyle telefonu kapatadabilirdi. Coşkun bu. Ve gün sonunda ben de ikilemde kalmıştım bu sahneyle. En azından Mert gerçek adının Mert olmadığını öğrenmişti. Bu da bir şeydi.


“Celal baba bu yaptığını unutmayacağım.” cümlesiyle Mert’in gidişine de bayıldım. Hani sokakta oynarken biri gelip oyununu bozar ya küçük bir çocuğun. İşte tam o tondaydı bu cümleyi söylemesi. Celal’in, “Ben mi söyledim o cümleyi, inanamıyorum” tadındaki hiç inandırıcı olmayan rolü de yine muhteşemdi. O anlarda Celal’in inandırıcı olmayan bir role bürünmesi gerekliydi ki Mert ondan şüphe etsin. İnandırıcı olmayan bir rolü yapmak da ancak çok iyi bir oyuncunun görevi olurdu. Çetin Tekindor yine yine ve yine muhteşemdi.


Kısa kısa, bahsetmediğimiz konulara gelirsek Serap’ın ortaya çıkması şaşırtıcı oldu. Yusuf Müdür’ün, muhtemelen görevi yüzünden biten, yarım kalmış aşkıydı Serap. Yusuf Müdür’ün eski eşi Serap’ın bir oğlu vardı, Yusuf Müdür’ün haberi yoktu. Ancak Serap’ın oğlu Gökhan’ın nedense Yusuf Müdür’ün oğlu olduğuna inanıyorum ben. Tabi bunun lafı geçmedi ama çıksa ya öyle bir şey. Gökhan ise uyuşturucu bağımlısı hatta satıcısı bir gençti. İlerleyen sahnelerden anladığımız kadarıyla da Alyanak’la bir bağlantısı olacaktı. Yine Celal saflarında gezinmemiz bakalım Yusuf Müdür ve Gökhan’ı nasıl bir olayın üstüne sürükleyecek.

c1wha0sweaiovpy

Sonra ben de ona sevdiklerin burada Mustafa ve ben dedim. İyi demiş miyim?

Yeşim’i de unutmamak lazım. Hayatının en zeki hareketini yaptı ve en büyük acısını yaşadı. Bilmemek bazen mutlulukmuş Yeşim. Sen bilerek bu mutluluğu kaybettin. Melek’le konuşmak bahanesiyle evine gidip Melek yokken Melek’in çay içtiği bardağı alan Yeşim – tam bu sahnede Yeşim Melek’in bulaşıklarını niye yıkıyor diyen kaç kişiyiz?- Melek’e DNA testi yaptırdı. Ve hayatının yalanıyla yüzyüze geldi.

Ve Alyanak. Çakal iken aslan olmaya çalışan o adam. Sonu iyi değil, Sarı Hüsnü’nün mahallesini ele geçirmesi, kendisini Celal’in bitiremediği adam olarak göstermesi iyi değil. Celal kafasını toparladığında belli ki yine hayatı tehlikeye gireceğe benziyor.

Sarp ve Mert’i karşı karşıya bıraktığımız son sahnede 16.bölüme de veda ettik. Gelsin 17.bölüm heyecanı, fragman yayınlandı mı soruları, özet gelse de okusak telaşı o zaman. Sarp’ın o zaferle dolu bakışına bakılırsa o görüntüler silindi bana kalırsa. Mert o görüntüleri muhtemelen Celal’e olan sinirinden Coşkun’a verecekti. Ancak Sarp’ın Mert’in evinde ne yaptığını bilmiyoruz. Muhtemelen sildi görüntüleri. 17.bölümden ilk sahnede Celal’in Sarp’la konuşması da muhtemelen bu görüntüleri silmesinden ileri geliyor. Tabi bu naçizane bir tahmin. İçerde bu, ne olacağı belli olmaz!

Yeni bölümlerde görüşmek dileğiyle!

İçerde 16.Bölüm Fotoğrafları

 

 

 

 

Yazar, çizer en çok da okur. Dizi izlemediği zaman onu kitap okurken görebilirsiniz. Okumadığı zaman ise dizi izler. Ne kitaplarda ne de dizilerde tür ayırt eder. Eline geçen her şeyi okur, gözüne takılan her şeyi izler. En büyük hayali ise bir gün Vosvos'una binip dünya turuna çıkmak.

Yorum İçin Tıklayın!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerde

To Top