Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Anne 12.Bölüm: Hepimiz Kendi Masallarımızın Kurbanıyız

25.01.2017
Anne 12.Bölüm: Hepimiz Kendi Masallarımızın Kurbanıyız

Mutlu olmak için yaşar insan. Mutlu olmak için kendisine küçük masallar uydurur. Acıları arkasında bırakır ve yeni bir umuda tutunur kendisi için. Şule ne yaparsa yapsın anne olmazken kendi masalında Melek’in annesiydi. Melek onundu. Ve kimse Melek’i ondan alamazdı. Küçük bir çocuğun oyuncağını sahiplenmesi gibi sahipleniyordu Melek’i. Kimseye veremiyordu. Kendisinde kaldığında ise değerini bilmiyordu. Sadece yanında olmalıydı Melek. Acı da çekse, mutsuz da olsa, tehlikede de olsa yanında olmalıydı.

Zeynep ise imkansız olanın peşindeydi. Turna’dan vazgeçemediği bir noktaya gelmişti. Kendi masalını yaşamak için kaçmaktan başka çaresi yoktu. Turna ile her şeye en baştan başlayacağı, yeni bir masalın kahramanı olacağı bir maceraya atılmak istiyordu.


Sandığından daha zor olan bu durumun içerisinde en büyük engeli ise Sinan Komiser’di. Sinan Komiser aslında görevini yapıyordu. Saldırıya uğrayan bir ev ve kayıp bir çocuk vardı ortada. Zeynep ise Rıfat’la ölmeden önce konuşmuştu. Bu nedenle en önemli şüpheliydi.

Sinan Komiser Cahide’nin evine geldi. Cahide, “Senden vazgeçtim” demesine rağmen Sinan Komiser’le konuşup Zeynep’i korumasında hala ondan vazgeçmediğini de anladık. Zeynep yaşadığı bu tehlikeyi kısa bir süre için de olsa ertelemişti. Ancak henüz kurtulmuş değildi. Çünkü Sinan Komiser, Zeynep’in Turna isimli bir kızı olduğunu öğrenmişti.

Sinan Komiser araştırdı. Zeynep’in hiç evlenmediğini ve doğum yapmadığını öğrendi. Kayıp bir kız ve Zeynep’in kızı olduğu söylenen bir Turna vardı. Zeynep ifadesini vermişti ama tehlikeden hala kurtulamamıştı.


Şule ise gidecek hiçbir yeri olmadığı için Gönül’e sığınmıştı. Şule, Gönül’e sığındığında onun sığınacak bir limana, güveneceği insanlara ne kadar çok ihtiyacı da olduğunu anladım. Küçük bir çocuk edasıyla hareket ediyor, küçük bir çocuk gibi konuşuyordu. Uzun zamandır sığındığı ve güvendiği tek liman Cengiz’di. O da olmadığında ait olamamıştı hiçbir yere.
Gönül ise Şule’ye evini açmışken Zeynep Anne’ye de hala yaşadıklarını anlatamamıştı. Üstelik Zeynep’in torunu olduğunu da gizliyordu. Zeynep’in bunca sorun içerisinde bir de babasının öldürüldüğü gerçeğiyle karşılaşmasını istemiyordu. Gönül hem Zeynep Anne’ye hem de Şule’ye kucak açmışken hala Zeynep Anne’nin nefretiyle karşılaşıyordu. Zeynep Anne’ye neden gerçekleri anlatamadığını ise hala çok fazla çözmüş değilim. Zaten cinayetle suçlanırken göreceği muamele bundan farklı olmayacak inanmaması durumunda. Belki de Zeynep Anne’nin oğlunun gerçekte nasıl biri olduğunu öğrendiğinde üzülmesinden korkuyordur.

Zeynep ve Turna’nın sahneleri fazlasıyla tatlı değil mi? Zeynep sorguya giderken Turna’nın ona bir şey olacak korkusuyla gitmemesini istememesi, Zeynep “Acaba annesini daha çok seviyor mudur?” diye düşünürken Turna’nın bir anda Zeynep’in boynuna atlayıp “En çok seni seviyorum” demesi onların her seferinde daha çok anne-kız olmalarını sağlıyor.
Ancak Şule’den hele ki polisten kaçmak Zeynep’in sandığından daha zor olacak. Turna’nın okula gitmemesi bir yana, düşüp kolunu acıttığında hastaneye bile gidememeleri yaşamalarını da güçleştiriyordu. Zeynep, pasaport işini bir an önce halletmeye çalışsa da neredeyse zamanla yarışıyordu.

Olan oldu. Zeynep’in Turna’yı hastaneye götürmekten başka çaresi kalmamıştı. Acı çeken ancak çektiği acıyı kimseye söyleyemeyen Turna’yı Zeynep ve Gönül hastaneye götürdü. Kimliksiz de olsa tedavisi yaptırdı. Ancak hastanede yakalanmayan Turna hastane kapısında Şule’ye yakalandı. Cengiz’in uyandığını öğrenen Şule bir de üstüne Turna’yı görünce şaşkına dönmüştü. Şule’nin Turna’yı “Nankör” diye suçlaması ise Şule’nin karakterini çok iyi gösteriyordu. Her zaman kendisine yapılanı gören Şule, Melek’e nasıl bir anne oldum diye sormuyor, Melek bana bunu nasıl yapabilir diye suçluyordu. Hayatında kendi suçu hiç yoktu. Gönül, Zeynep ve Turna herkes suçluydu. Kendisi ise sadece mağdurdu.

Şule, Turna’yı bu sefer kaçıramadı. Ancak hırsı tükenmemişti. Bir sonraki adımı Zeynep’i polise şikayet etmek olacaktı. Üstelik onu durdurabilecek bir Melek’te yoktu.
Diğer karakterlerimize gelirsek Gamze’nin ailelerin ısrarıyla Mert ile görüşmesi hiçbir şey çözemedi. Çocuğu istemeyen Mert, çocuğun kendisinden olmadığını duyduğunda bu sefer daha ağır bir istekte bulundu. DNA testi. İnsan güvenmediği biriyle neden evlenir bilmiyorum. DNA testi isteyecek kadar şüphelendiyse Gamze’den aralarındaki ilişki de bir güven de kuramamışlar demektir. Her şeye rağmen evlenip bir de “güven testi” istemek, istedikten sonra mutlu bir evlilik sürdürebilmek mümkün mü ki? Hem hastalıklı olduğunu öğrenir öğrenmez çocuğu istemeyen bir baba hasta doğan bir çocuğun sorumluluğunu da üstlenemez.
Annesini tanıdık tabi Mert’in. Mert’in neden böyle olduğunun da kanıtıydı. Annesinin de düşünceleri çok farklı değildi Mert’ten. Cahide’nin ise onunla neden uzlaştığını anlayamadım. Gamze Mert’ten ayrıldığından beri çok mutlu. Bu ısrar neden bilmiyorum.

Duru da bir tuhaflaştı. Ali’yi koruması ve erkek arkadaşına durduk yere saldırması şüpheleri üstüne çekiyor. Ali’den belli ki hoşlanıyor. Ancak bu durum iyi bir yere gidecek gibi de değil.

Yeni bölümlerde görüşmek dileğiyle!

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.