Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Anne 14.Bölüm: “Beni Seçti… İsmini Seçti…”

08.02.2017
Anne 14.Bölüm: “Beni Seçti… İsmini Seçti…”

Hayat size bazen seçim hakkı tanımaz. Doğduğunuz ülke, yaşadığınız şehir, aileniz, yaşadığınız hayat şartları. Doğuştan size verilen şeylerdir. Annenizi ya da babanızı seçemezsiniz. Zor bir hayatın içerisine doğmuşsanız o zor hayatın sizi şekillendirmesine izin verirsiniz. Bazen iyi biri olup çıkarsınız bu hayatın içinden. Hayatın size sunmadıklarına inat her şeye sahip olursunuz. Bazense vazgeçersiniz. “Neden doğdum” diye çığlık çığlığa ağlarsınız. Şule’nin haykırdığı gibi.

Şule’ye kızmakla üzülmek arasında geliyorum her zaman. Hangi duygumun daha fazla olduğunu ise bilmiyorum. Dayanamadığım, izleyemediğim çok sahne oldu 14.bölümde. Bunlardan biri de Şule’nin “Anne beni neden doğurdun!” diyerek ağlamasıydı. Turna ne yapacağını bilemez halde Şule’ye bakarken Şule çığlık çığlığa artık yaşadıklarına dayanamadığını söylüyordu. Tek kurtuluşunun ise Cengiz olduğunu zannediyordu.

Ayarsız Necmi’nin yanında olmak Şule’yi her geçen gün öldürüyordu. Cengiz’in yanında olmak ise Turna’yı öldürüyordu. Ancak Şule, “Ben” kelimesinden sıyrılamamıştı. Kendi ölümündense Turna’nın ölümünü tercih edebilecek haldeydi.

Hadi en başa dönelim ve Anne’de yaşanan olayları tek tek konuşalım

Turna yeniden Şule’nin yanında

Onu kurtarırsan kendin de kurtulursun Şule.

Şule, Ayarsız Necmi’nin tuzağına düşmüştü. Tuvalete gideceğim deyip pencereden kaçarak klasikleşmiş bir kaçma yöntemiyle Necmi’den kurtuldu. Ayarsız Necmi’nin adamlarını ise kağıt toplayan bir çocuğun yardımıyla atlattı.

Şule’ye kızarken çoğu zaman onu anlamayı unutuyoruz. Evet Şule’yi anlamak sanıldığından zor bir şey. Turna’yı alıp tüm kötülüklerden uzağa gitsin, onu kurtarsın istiyoruz. Ancak Şule, bunu yapabilecek güce sahip değil. Şule ancak başka bir insanın yönlendirmesiyle hayatına devam edebilecek bir kadın. Küçücük bir çocuk gibi.  Kendisine iyi olan ve en zor anlarında ona yardım eden insanlara minnettar kalıyor. Kağıt toplayan çocukta olduğu gibi. O çocuğu ikinci kez gördüğünde yemeğini ona vermesi bunun en net örneği.

Ancak Turna, Şule’den daha olgun davranmasıyla bu bölümde şaşırttı bizi. Şule Gönül’le tartışırken “Yeter” diye bağırmasında, kaplumbağasını ölür diye korktuğu için yanına almasında bu olgunluğu gizliydi. Turna bile bakamayacağı kaplumbağasını yanına almazken Şule’nin Turna konusunda inat etmesi ayrıca şaşırtıyordu elbette. Ama Şule gerçekten ne yapacağını bilmeyen çoğu zaman çaresizliğin uçurumda yok alan bir kadındı.

Şule yardıma muhtaç küçük bir çocuk gibi. Yardım istemiyor belki. Ya da yanlış insanlardan yardım istiyor çoğu zaman.-Cengiz,Ayarsız Necmi- Ama doğru insanla karşılaştığında olgunlaşacak Şule de. En azından bir nebze olsun inanıyorum buna.


Ki Ayarsız Necmi’nin yanında tanıştığı Tahir bu doğru insanlardan biri mi diye soruyorum kendime. Ayarsız Necmi’nin adamı olan Tahir belli ki kötü bir insan değil. Şule’ye yardım etmesi, Turna’ya gidip kıyafet alması bunun göstergesi. Oldukça da sessiz. İç dünyasında neler var göremiyoruz. Anlamıyoruz. Bir yanda Necmi ne derse onu yapıyor. Diğer yandan Şule’ye Turna’ya çok üzülüyor.

İki anne ortak acı

Kızımızı kurtarabilir miyiz?

Ünlü ve başarılı bir avukat olan Cahide bir gün Zeynep’in avukatlığını yapacağını düşünmüş müydü bilmiyorum. Gönül ve Cahide. Anneliğin iki farklı yanını simgeliyorlar gözümde. Cahide ne kadar güçlüyse Gönül o kadar duygusal ve sevgi dolu. Sanki biri aklın diğeri kalbin yolundan ilerliyor. Gönül’ün Turna’yı görür görmez sahiplenişi Cahide’nin ise Turna’yı değil Zeynep’i önemsemesi bunun en büyük göstergesi. Cahide için kızı Zeynep’in kendisi önemliyken Gönül için kızının duyguları, hissettikleri önemli. Belki çok fazla şey yapamıyor ama Zeynep’in hissettiklerini, düşüncelerini Cahide’den daha fazla önemsiyor.

Zeynep’in mahkemesini göremedik bu bölümde ama ben Cahide’nin ne yapıp edip Zeynep’in tutuksuz yargılanmasını sağlayacağına eminim.

Annesi olmak istedim!

Sinan Komiser’in annesiyle ilgili büyük bir sıkıntısı var. Annesinin telefonlarını açmayışı, olaylarla duygusal yaklaşmaması bunu gösteren en önemli detaylar. Zeynep’in bahanelerini kabul etmemesini anlıyorum. Sonuçta Zeynep bir suçlu. Ancak ısrarla bu davayı Çocuk şubeye bırakmaması şüphe uyandırıyor. Nitekim Ali’de bunu dile getirdi. Bu davaya ısrarla neden Cinayet Şubenin baktığını soran Ali’ye Sinan’ın bir cevabı yoktu.

Sinan’ın annesiyle ilgili sorunlarını hala bilmiyoruz ama “anne” lafı ne zaman geçse davranışlarının değişmesinden bir sıkıntı yaşadığına eminiz. Zeynep’in Turna’ya olan sevgisini ve Şule’nin gösterdiği istismarı görmeyi reddetse de bir gün bu gerçekle yüzleştiğinde eminim hayatına dair şeyleri de sorgulamaya başlayacak.

Turna’nın gerçek annesi

14.bölümün ilk sahneleri ve son sahnesi o kadar bağlantılıydı ki. Sinan Komiser’e olan sorgusunda “Beni seçti. İsmini seçti.” diyen Zeynep’in cümlesinde ne kadar haklı olduğunun kanıtıydı son sahne. Kuaförde altığı etiketi Zeynep’e veren Turna üstüne ise “Annem” yazmıştı. Zeynep ise onu tam kalbine yapıştırmıştı. Turna’nın kimi seçtiği, gerçek annesinin kim olduğunu düşündüğü açıkça belliydi. Şule ise bunu kolay kolay atlatamazdı.

Turna’nın o keskin zekasını da tebrik etmeden geçemeyeceğim. Zeynep’i ne yapıp yapıp görmeye giden Turna bunu ne kadar da güzel başardı. Sonunda yine de yakalansa da annesi için mücadele etti. Sinan Komiser’in “Zeynep Güneş senin neyin oluyor?” sorusunu sorduğu anlarda Zeynep’in göğsündeki “Annem” yazısını görmek ise ayrıca etkileyiciydi. Turna’nın yüreğinden geçen cevabı bu şekilde okumuştuk.

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.