Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Çoban Yıldızı 3.Bölüm : Vazgeçme

Çoban Yıldızı 3.Bölüm : Vazgeçme

Hayatın gerçekleri değil midir aslında televizyon ekranlarında izlediğimiz tüm kareler. Ekranda gördüğümüz her bir olay aslında hayatın ta kendisi. Yok mu çevrenizde Zühre’nin yaşadıklarını yaşayanlar, karşı geldikleri için ellerinden yaşam hakkı alınanlar ya da zayıfları ezmeye çalışan güçlüler… Hayat dedik ya işte tam da hayatın gerçeklerinin anlatıldığı bir dizi “Çoban Yıldızı”.

Dünyaya gelen her bireyin yaşam hakkı vardır ve bu yaşam hakkı hiç kimse tarafından alınamaz. Peki ya alınmaya kalkışıldığında? O zaman Zühre gibi vazgeçmemeli savaşmalı, Seyit gibi inanmalı başarabileceğine. Yaşamak istediğinizi, hayat çizginizi başkaları değil siz belirlemelisiniz.

Zühre çaresizliğin bir göstergesi olarak çıkıyor bu bölümde karşımıza. Sığındığı, destek aldığı Seyit’in ailesine de zarar verdiğini düşünerek aslında kopmak istiyor onlardan, kendi yoluna nasıl yapacağını bilmeden gitmek istiyor. Peki ya Seyit ardında bırakabilir mi acaba onu? İşte soru işaretleri burada başlıyor. Seyit’in Zühre’yi bırakmaya hiç mi hiç niyeti yok. 2.Bölümde yaşanan yangın felaketinden sonra Zekkar tabi ki polis tarafından serbest bırakılarak Zühre’nin dolayısıyla Seyit ve ailesinin de peşine düştü. Seyit, Zühre’yi ve ailesini güvendiği bir tanıdığının yanına yerleştirdi ve Zekkar’dan intikam almaya çalıştı. Zühre, Seyit ve ailesine daha fazla zarar vermemek adına saklandıkları evden kaçtı. Ancak bu kaçış hem kendisine hem de Seyit’e zarar verebilirdi. Ama farkında değildi.

Terminalde ailesi ile karşılaşan Zühre babasının tuzağına düşerek neredeyse Fikret Karakaya’nın konağına gidecekti. Zühre’nin babasına inanması bizleri biraz kızdırdı aslında. Ama yine de Seyit geldi, onu ateşin ortasından alıp kurtardı. Zühre’yi yeniden eve getiren Seyit zaman kaybetmeden amacına ulaşmak için yola koyulmuştu. Zekkar’ın peşine düşen Seyit, Zekkar’dan ailesinin intikamını alacakken dedesi gelerek engel oldu. Seyit eğer dedesi gelmeseydi Zekkar’ı kendi arabasına bağlayarak benzip döküp yakacaktı .


Seyit’in gözlerinde öfke, nefret, kin ve acıyı bir arada görmemek mümkün değildi. Çakmağı çaktığında Zekkar’ın gözlerine öylesine nefretle bakıyordu ki, bizler de televizyon karşısında onun gözlerine kenetlenmiş heyecanla izliyorduk. Seyit, dedesinin gelmesiyle saklandıkları eve geri döndü. Ancak burada yaşayamayacaklarını anlamıştı. İstanbul’a gitmeliydiler.

Kimse onları İstanbul’a götürmeye yanaşmıyordu. Seyit ne yapacağını düşünürken İbrahim bir minübüs ile çıkagelmişti. İstanbul’a gideceğini ve onları da götürmek istediğini belirtmişti. Ancak bir şartı vardı: Zühre gelmeyecekti. Seyit elbette ki bunu kabul etmedi.

Ancak Arif Bey’in de bu yolculuğa dahil olmasıyla İbrahim Zühre’yi kabul etmek zorunda kaldı. İbrahim babasına karşı gelememişti. Ses çıkarmadan razı olmuş ve Şerife’yi de alarak İstanbul’a doğru  yola koyulmuşlardı.

Şerife’nin o münibüsün içinde olması en büyük tehlikeydi ama tabi ki bunun kimse farkında değildi. Mola verdikleri an Şerife Zekkar’ı arayarak yerlerini söylemişti. Hemen yola koyulan Zekkar, Şerife ile ileişim halinde Zühre’ye ulaşmıştı.


Zekkar’ın geldiğini fark eden Zühre hemen Seyit’e bağırmış, sanki sona geldiklerinin bir haykırışı gibi bakmıştı. Zekkar’ın silah doğrulması ile Zühre kendini Seyit’in önüne atarak kurtarmak istiyordu. Seyit ise Zühre’yi itip kendini silahın önüne siper etme telaşı içindeydi. O an da silah patladı. Bölüm silah patlama sesi ile son bulurken acaba kurşun kime isabet etti, Zühre’ye mi?, Seyit’e mi? Yoksa başka birine mi? İşte tüm bu soruların cevabını 4.Bölümde alacağız!

Şerife’nin Zühre’yi ele vermek için Zekkar’ı araması sonucu yaşanılanlardan sonra acaba İbrahim Karakayalar’a yerlerini Şerife’nin söylediğini öğrenecek mi? Öğrense bile tepkisi ne yönde olacak? İbrahim Şerife’den uzaklaşıp 2. Bölüm de dile getirdiği gibi Cevahir’e geri dönmek ister mi?

Bir yandan kötülük, bir yandan iyiliğin kesiştiği olay örgüsünde; Zühre, Seyit ve ailesinin karşısında Şerife öylesinde dikiliyordu ki aslında yaşananların sebebi onun yüzündendi. Zühre, Sırma gibi yaşadıklarını sineye çekme niyetinde değildi ama ne yapsa, nereye gitse çevresine zarar veriyordu. İstanbul’a vardıkları an Seyit ve ailesinin daha fazla acı çekmemesi için Zühre ayrılmayı düşünüyordu. Ancak İstanbul’a varabilecekler miydi?


Bu soruların cevabını aslında bölüm sonrası yayınlanan kısa tanıtım filminde biraz olsun alabiliyoruz. Tanıtımda Zühre, Seyit’in kucağında baygın bir halde gibi duruyor. Seyit’in arkadan sesi verilmiş. Pişmanlık içinde haykırıyor “Seni bilmediğin memleketlere ben getirdim.” diye. Seyit ayakta sağlam gözüküyor ve vurulan kişinin o olmadığı cevabını alıyoruz. Peki vurulan Zühre mi?Kafamıza takılan bir soru daha tanıtım da dede Arif yok, acaba vurulan o mu? Ve farklı bir yerde çekilmiş tanıtım var karşımızda Kapadokya değil. İstanbul’a geldiklerini anlayabiliyoruz.

Bölüme genel olarak baktığımızda Zühre’nin kurtulmak isterken başına daha nelerin gelebileceğini, çevresindekilere ne gibi zararlar verebileceğini ama yine de pes etmeden dediğinin arkasında durarak ilerlediğini görmekteyiz. Seyit ile Zühre arasındaki bağ ise git gide büyüyor. Büyük bir aşk doğuyor gibi, hatta doğmuş mu denmeli? Fikret Karakaya evinde iyileşmekte ancak Sırma’nın Zühre’nin kaçışına yardım etmesini öğrenmesi nedeniyle biraz öfkeli.

Çok hızlı ilerleyen ve her an acaba şimdi ne olacak soruları ile karşılaştığımız bu dizide Zühre’nin yaşadıklarını izleyiciye yansıtması takdire şayan. Onun gözlerinde görebiliyoruz çaresizliği, masumluğu, iyiliği, sevgiyi. Her ne kadar Karakayalar ve Şerife’nin gözlerinde göremesek de bu duyguları, Zühre ve Seyit bize yaşatıyor. Bu bölümde Ali Karakaya’nın babasının yaptığı yangın felaketinden sonra kendini suçlu hissetmesi, kendisinin de orada olması ve hiçbir şey yapmaması bir hayli etkilemiş durumda. Buradan Karakayaların da içinden vicdanlı olanlar çıkabiliyormuş diyebiliyoruz. Karakolda babasının lehine ifade vermesi bunu durumu biraz sorgulatıyor olsa da duygularını biraz olsa da görebiliyoruz.  Bu yönüyle biraz olsun Ali’nin annesine çektiğini anlıyoruz. Zühre’nin verdiği mücadele belki ileride Sırma’ya da ışık olur ve onu da o konaktan kurtarır.

Her bölümde olay örgüsünün bambaşka yerlere çekildiğini gördüğümüz bu dizi de, gelecek bölüm için sabırsızlanılmaya başlandı bile. Her saniyesinde heyecan dorukta bir şekilde izlediğimiz Çoban Yıldızı ekranlara çok yakıştı. Hiç kuşkusuz dile getirebiliriz ki bu dizide izleyiciler Zühre ve Seyit’ yan yana mücadele ederken görmek istemektedirler.

“Hayatta ne istediğinize karar verin; kalkın ve başarana kadar asla vazgeçmeyin.”(Bill Porter)

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.