Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Çoban Yıldızı 5.Bölüm: Boyun Eğme!

Çoban Yıldızı 5.Bölüm: Boyun Eğme!

Gözlerimizi açtığımız her gün yeni bir olaylar bütünüdür aslında. Bu olaylar bütünü arasındaki hayattır bizi biz yapan. Nasıl yaşadığımız, istediklerimizi elde edebilmemiz, belirlediğimiz çerçevede nefes almak ve daha bir sürü şey.. Sadece istemeli, vazgeçmemeli ve nefes almak istediğiniz yolda ilerlemelisiniz. Zühre, Seyit de öyle değil mi sizce? O kadar çok acı, üzüntü, sıkıntı neler yaşamadılar ki. Çoğumuzun pes edebileceği noktada bile direndiler vazgeçmediler ve vazgeçmemeye de devam ediyorlar. Boyun eğmemek aslında yaşanılanlara, dimdik yıkılmadan tüm cesaretinizle hayata karşı koyduğunuzda başaramayacağınız hiçbir şey olmaz.

Çoban Yıldızı 5.Bölüm’ünde de bizleri ekran başına kitlemeyi başardı. 4. Bölüm’de silah sesi ile bitmiş ancak yeni bölümde kimseye birşey olmadığını öğrendik. Rüveyda’nın Ali Karakaya’yı arayıp Zühre’nin yerini söylemesiyle beraber gelişen bu olay sonucunda hastaneden çıkan Zühre’nin yarasının ciddiyeti artmaya başlamıştır. Seyit’in elinde doktor, ilaç, hastane parası derken çok bir parası kalmamış ve tutacağını söylediği evi tutamamış onun yerine eski, yıkıntı, tek odalı bir ev bulmuş ve ailesini oraya yerleştirmiştir.

Hastane olayından sonra Ali ve Zekkar Karakaya eve döndüğünde, Fikret Karakaya torunu Ali Karakaya’ya tokat atarak Zühre meselesine burnunu sokmaması gerektiğini vurgulu bir şekilde belitmiştir. O gün Zekkar, karısı Sırma Hanım sayesinde babasının annesini gizli geçite kapattığını ve ölüme terkettiğini öğrenmiştir. Hemen Kapadokya’ya giderek geçite girmiş, annesini ordan çıkartmış ve gömdürmüştür. Artık annesinin mezarı vardır. Zekkar babasını sırf Zühre ile evlenmek pahasına annesini gizli geçitte ölüme terkettiğini düşündüğünü de babasının yüzüne karşı söylemiştir. Fikret Karakaya ise gayet soğukkanlı bir şekilde ölmek istemeseydi Sırma gibi anahtar ile çıkardı demek ki o da ölmek sitiyormuş diyerek umarsızca cevap vermiştir. Karakaylar’ın vicdansızlığını gösteren bir sahne daha. Tabi ki bu sahneyi izlerken aklımıza kuşkusuz, “Zühre’yi yakalasalar kim bilir ne yaparlar?” sorusunun gelmemesi imkansız. Ancak cevabını vermek ise bir o kadar güç.

Rüveyda her zamanki gibi şikayetlerine devam etmekte, anlayışsız davranarak Seyit’i sinirlendirmeye devam ediyordu. Rüveyda’nın Karakayalar’a haber verdiğinden şüphelenen Cevahir Hanım Rüveyda’yı sorgulasa da ağzından bir kelime alamamıştır. Ancak Zühre Rüyeda’nın aradığından emindir ve yalnız kaldıkları anda Rüveyda’yı uyarmış, yaptığının canlarına mal olacağını söylemeyi ve tabii ki gideceğini belirtmiştir. Eve yerleştikleri gece ateşlenen Zühre’yi hastaneye yetiştirmek için Seyit, Zühreyi kucağına alarak yola koyulmuştur. Ancak ne hastanenin nerede olduğunu biliyordur, ne de nasıl gideceğini. Yolda yeni mahallelerindeki Meryem Hanım ile tanışırlar. Meryem Hanım Zühre’ye kolonya koklatarak biraz olsun ayılmasını sağlamış ve onları sağlık merkezine götürmüştür. Zühre’nin ateşini zoraki düşüren doktorlar, ilaçların düzgün kullanılması gerektiğini de söylemişlerdir. Zühre gözlerini açtıktan sonra Seyit ile konuşmalarına şahit olan Meryem Hanım dolayısıyla “yavuklun mu?” diyerek ikinci defa soruyu Seyit’e yöneltmiştir. Zühre hayır diyerek cevaplamış ancak tabii ki Meryem Hanım inanmamıştır. Meryem Hanım Seyit’e kendi motorunu vererek eve onunla gitmelerini ısrar ederek sonunda kabul ettirmiştir.

İbrahim’in işsiz kalmasından sonra Şerife, yine düşüncelere girmiş ve İbrahim’e söylediği gibi Zekkar’dan iş isteme düşüncesi ile fırsat bulduğu ilk anda Zekkar’ı aramış ve özel olarak görüşmek istediğini belirtmiştir. Zekkar, Şerife’yi kapısından aldırmış otele getirtmiştir. Şerife bu görüşme sonucunda İbrahim’i aldatmış ancak işe alınmasını Zekkar’a kabul ettirmiştir.

Sabaha karşı motor ile evlerine dönen Seyit ve Zühre’nin konuşmaları aralarında doğan sevdayı kanıtlar nitelikteydi. Zühre kendisine bişey olmamasına izin vermeyen Seyit’e minnettar olduğunu belirtmek isterken Seyit’in “Sana bişey olsaydı seni de kendimi de affetmezdim…Sen hala görmedin… Bana ait olmamanın imkansız olduğunu.” cümleleri en iyi kanıttı aslında. Eve varmadan Meryem Hanım’a rastlamışlar, hem motor hem de gece yaptığı herşey için teşekkür etmişlerdir.

Cevahir Hanım kimseyi uyandırmadan sabah kalkmış kahvaltılık malzemeler almıştır. Kimseyi uyandırmak istememiş ancak gelişiyle herkes uyanmıştır. Zeytin, peynir ve ekmek alan Cevahir Hanım’a Rüveysa söylenmiş bunun üzerine Seyit birşey yemeden iş aramaya çıkmıştır. Ardından Rüveysa bahçeye hava almaya gitmiş, Cevahir Hanım ile Zühre başbaşa kalarak duyguların yoğun şekilde yaşandığı bir sahne izletmişlerdir bizlere. Zühre o kadar yaşanılanlara rağmen Cevahir Hanım’ın kendisine bir kere bile git dememiş olmasını söylemiştir. Cevahir Hanım ise gitmeni isterdim ancak git demedim diyerek içindekileri anlatmaya başlamıştır. Hepimizin gördüğünü Cevahir Hanım da görmüş ve dile getirmiştir Seyit ve Zühre arasındaki sevdayı. Hayat bu işte ne zaman ne ile karşılaşacağımızı bilemeyiz. Cevahir Hanım’ın dediği gibi, “sevdanın seni ne zaman bulacağını bilemezsin”. Bir zamanlar Cevahir Hanım’ın da İbrahim Bey’e bakışlarını, sevdasını anlatmış. Ancak Zühreye bakıp senin kadar şanşlı değildim diyerek, sevdiğini ancak sevilmediğini söylemiştir. Bilir çünkü Seyit’inin Zühre’ye nasıl baktığını. Daha sonra gözyaşları içinde “sevmenin kıymetini bilirim. Bu yüzden sana git diyemem.” demiştir. Rüveyda’nın eve girmesi ile de konuşmayı sonlandırmışlardır.

Seyit, Erdal Bey’in göndermesiyle bir inşaata gidip Vedat isminde usta ile görüşüp sıva işine başlamıştır. İş dönüşü usta başının birkaç günlük verdiği para ile hastane taksidini ödemiş eve birşeyler almış ve mahallede gördüğü ayakkabısı olmayan küçük kız çocuğuna aykkabı alarak. Evin yolunu tutmuştur. Ayakkabıları belli etmeden küçük kızın bebeğinin yanına koymuş ve eve gitmiştir. Salatalık soğanları Rüveyda’nın doğramaması sonucu Seyit ben doğrayacağım diyerek masanın başına geçmiş ancak çok başarılı olamamıştır. Seyit’in gözlerinden akan yaşlara dayanamayan Zühre, beze soba üzerindeki güğümden su döküp ıslatmış ve gözlerini silmiştir. Zühre, Seyit’in elinden soğanları alarak doğramaya başlamış ve yemekler hahhında konuşurken Zühre kardeşine ve ailesine olan özlemini Seyit’e söylemiştir.

Seyit’in para yatırdığı bankamatik civarındaki inşaatlardan hangisinde çalıştığını öğrenen zekkar, ustabaşına para teklif ederek onu yakalama peşine girmiştir her zamanki gibi. Zühre o gece Seyit’in Zekkar tarafından işe giderken vurulduğunu gören Zühre, Seyit’den işe gitmemesini istemiştir. Ancak Seyit dinlememiş ve evden çıkıp yola koyulmuştur. Tabii ki Zekkar ve adamları ellerinde silah ile Seyit’i inşaatın önünde beklemekteydi. Bu sahne ile bölüm son bulurken hemen ardından yayınlanan tanıtım filminde, Seyit’in motordan inip montunu çıkardığı anda silah patlıyor ve Seyit’in yere düşme sahnesini görüyoruz. Ancak bu sahnede Seyit’in üzerinde mont gözüküyor halbuki bir önceki sahne de montunu çıkartmıştı. Acaba Seyit vuruldu mu?, yoksa Zühre’nin rüyasından alıntı mıydı?, Zekkar Seyit’i yakalatıp Zühre’ye ulaşacak mıydı?. Tüm bu soruların cevabını 6. Bölüm’de hep beraber göreceğiz.

Bu bölümde de yaşananan sıkıntılar ve çaresizliğin ön planda olduğunu gördük. Ancak gördüğümüz önemli bir şey daha vardı ki boyun eğmemek, her ne yaşanılırsa yaşanılsın. Zühre’nin dediği gibi “Boyun Eğmeyeceğim!”.

“Alınyazımı değiştiremem; ama istemediğim kadere de boyun eğmem!.” Shakespeare

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.