Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Diriliş Ertuğrul 88. Bölüm: Büyük davalar büyük kurbanlar ister!

Diriliş Ertuğrul 88. Bölüm: Büyük davalar büyük kurbanlar ister!

Çarşamba günleri reyting rekorları kıran Diriliş Ertuğrul, bu hafta yayınlanan 88. bölümüyle yine izleyiciyi ekrana kilitledi. 87. bölümünde cevabını bulamadığımız sorular bu bölümde açıklığa kavuştu. 88. Bölümle ilgili bütün ayrıntılar yazımızda.

Öncelikle, Halime Hatun sonunda bebeğini sağ salim doğurdu. Çocuğu erkek oldu ve ismini Savcı koydular.

Sultan Alaadin’in desteği

Vasilius ve Ertuğrul savaşırlarken Sultan askerleriyle birlikte Ertuğrul’a desteğe geldi ve bizzat kendisi de savaştı. Vasilius da Ertuğrul da askerleri ve sultanı görünce şoka girdiler. Haçlı askerlerden biri Vasilius’a geri çekilmelerini söyledi ancak Vasilius “hayır ya ben öleceğim ya o” dedi ama başka şansları yoktu ve kaçmak zorunda kaldılar. Ertuğrul arkasından koştu ama yetişemedi. Eğer Sultan Alaaddin olmasaydı Ertuğrul bu savaştan galip çıkamazdı. Bu durum herkesin kafasında şüphe uyandırdı çünkü bir tüccar bu kadar iyi savaşamazdı.

Vasilius’un intikam ateşi

Vasilius kalesine döndüğünde çok sinirliydi. “Daha kaç kez Ertuğrul’un kellesini almaya gidip de kaleye askerlerimin cesetleriyle geleceğim” diye haykırdı. Nicolas ile kaybetmelerinin sebebini Ebu Mansur olarak görüyorlardı ve Vasilius Ebu Mansur’un bir tüccar değil bir saraydan gelen bir savaşçı olduğunu ve kaleyi ele geçirmeye geldiklerini düşünüyordu. Vasilius İmparator’un gönderdiği mektupta yazdıklarıyla Ebu Mansur’un Sultan Alaaddin olduğunu anladı ancak emin olması gerekiyordu ve çevresinde Sultan Alaaddin’i tanıyan tek kişi Çolpan Hatun’du. Çolpan Hatun’dan Hanlı Pazara gitmesini ve gizlenerek gelene geçene dikkat etmesini söyledi, Ebu Mansur’u bulup Sultan Alaaddin olup olmadığına bakacaktı. Çolpan Hatun Vasilius’a hanlı pazardan Ebu Mansur’un Sultan Alaaddin olduğunun haberini gönderdi.

Alplerin utancı

Alpler, Ebu Mansur çok iyi savaştığı için ondan şüphelendiler ve tüccar olmadığını düşündüler. Alpler hem Aliyar’ın durumundan dolayı hem de Ertuğrul’u koruyamadıklarını düşündükleri için üzgünlerdi. Turgut çadıra gelip kendilerine gelmeleri için uyardı, Hafsa Hatun’u tekfur babasına götürürken yaşananları, başları derde girdiğinde Ertuğrul’un yanında kim olduğunu hatırlattı. Aliyar’ın ve Ebu Mansur’un onlara hızır gibi yetiştiğini, alpliklerinden utanmalarının yersiz olduğunu söyledi ve alpleri kendilerine getirdi.

Aliyar Bey şehit oldu!

Aliyar Bey vücuduna saplanan oku kırıp savaşmaya devam etti ancak Vasilius Aliyar’ın sırtına kılıç vurarak onu ikinci kez yaraladı. Vasilius ile savaşırlarken haçlı askerlerden biri arkasından gelip bir kılıç darbesi daha vurdu ve Aliyar ağır yaralandı. Obaya getirdiklerinde durumu ağırdı. Artuk Bey her şeye hazırlıklı olunmasını söyledi. Aliyar Bey gözlerini açtı ve açar açmaz Ertuğrul’u görmek istedi. Ertuğrul’a “Hayatın yükünü bırakmanın vakti gelmiştir. Bacım da obam da sana emanettir Karacahisar’ı da şehit olan yiğitlerimizin intikamını da almak sana düşer. Hakkını helal edesin” diyerek veda etti. Ertuğrul da “Ne mutlu ki senin gibi bir yiğitle cenk ettim emanetin de vasiyetin de yüreğime kazınmıştır lakin sakın pes etmeyesin beni menzilimizde yalnız komayasın” dedi. Aliyar Bey aldığı ağır darbelerden sonra yenik düştü ve şahadet getirip hayata gözlerimi yumdu. Aliyar’ın ölmesi bütün obaya yas getirdi. Başta Aslıhan Hatun olmak üzere herkes çok üzüldü. Ertuğrul Aslıhan Hatun’un Çavdar obasına sahip çıkmasını söyledi. Aslıhan Hatun da obasının başında durmak için Emir Sadettin’e onunla gitmeyeceğini söyledi.

Hayme ana Banu Çiçek’in yanına geldi. Banu Çiçek, çocuğu doğunca Ertuğrul’a ve Hayme anaya emanet edeceğini söyledi. Çok fazla şehit verdiklerini, vatanın er ya da hatun farketmeksizin eli pusat tutan herkese ihtiyacı olduğunu söyledi. Hayme ana da onun Doğan’ın emaneti olduğunu, Ertuğrul’un Vasilius’a yaptıklarının bedelini ödeteceğini onun görevinin evladına analık etmek olduğunu söyledi.

Ertuğrul’un yeni görevi

Sultan Alaaddin ve Ertuğrul çadırda konuştular. Sultan Ertuğrul’a sultanın gözünün getirdiği malumatın ne olduğunu öğrenip öğrenmediğini sordu Ertuğrul da sultanın gözünün gönderdiği mührü gösterdi. Mührün içinde sultanın sarayında hain olduğu yazıyordu. Ertuğrul savaşın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Sultan Alaaddin de Karacahisar meselesini yerinde görmek ermek ve son kararı için geldiğini ve sırrının da sır olarak kalmasını söyledi. Aliyar Bey’in vefatından sonra, Ertuğrul’a Aliyar Bey’in kanını yerde bırakmayacağını, Vasilius’un çıbanın başı, imparatorun ise çıbanın kendisi olduğunu ve artık onları kesip atmak gerektiğini, Türklerin Ertuğrul sayesinde tek yumruk olduğunu ve bu yumruğun Karacahisar kalesine ineceğini söyledi. Ertuğrul ise diğer Türk beylerinin alplerinden ve Karacahisar kalesini alacağından emindi.

Sultan Ertuğrul’dan Konya’ya dönmeden önce toy kurulmasını istedi, bütün obaların beyleri ile görüşüp Ertuğrul’u uç beyi tayin edeceğini, Karacahisar Kalesi fethedildiğinde bu toprakları ona yurt olarak vereceğini söyledi. Sultan Alaaddin obada kaldığı süre boyunca Ertuğrul’un yaptıklarından, yiğitliğinden, şehitlerin kanını yerde bırakmayacağından ve devletin bekası için kendi canını tehlikeye atacağından emindi. Ertuğrul’a sonsuz güveni vardı ve sefere çıktığında gözü arkada kalmayacaktı.

Dizinin final bölümünde ise, Halime hatun Ebu Mansur’un Sultan Alaaddin olduğunu hatırladı, gidip Hayme Anaya söyledi. Hayme Ana önce tereddüt etti emin misin diye sordu ancak Halime Hatun emindi. Böylece Sultan Alaaddin’in sırrı sır olmaktan çıktı.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.