Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Fi 1. Bölüm: Değişim

Fi 1. Bölüm: Değişim
Ve işte dünyadasın. Zarlar atıldı, kaderin artık belli. Doğduğun yer belli. Hep bir yerlerde savaş, ölüm, sonu gelen dünya. İşte senin kaderin…
Fi dizisinin 1. bölümünü izlerken ilk saniyelerde tanık olduğumuz Can Manay’ın bu sözleri, dizinin bizi paradokslara sürükleyeceğinin habercisiydi. Terapist olarak karşımıza çıkan Can Manay’ın işi ile hayatı arasında nasıl bağlantılar bulunduğunun da kanıtıydı. Bir adam düşünün ki, geçmişin izlerini hala taşıyan ancak geçmişinden de bir o kadar uzak durmayı başaran. Peki geçmişimizden ne kadar kaçabilirdik? İnsanın geçmişinden kaçması kendinden kaçması demek değil miydi? Kim olduğumuzu seçebilir miydik? Ya da kim olmayacağımızı seçmek bizim elimizde miydi?

Cesaret her şeydir

Bazen bir şeye körü körüne bağlanırız. Tutkularımızın çektiği yöne doğru giderken bir de bakmışız ki hırslarımızın esiri olup çıkmışız. Can Manay da tam olarak böyle bir karakter. Geçmişinde esiri olduğu tutkular, şu anda ne kadar değişmiş olursa olsun peşini bırakmamış. Ve tabi cesaret, tutkuların doğurmuş olduğu hırsın kamçısı…

Üniversitede verdiği eğitimin yanı sıra aynı zamanda televizyon programında terapiler yapan Can Manay, işine ve prensiplerine son derece bağlı bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Can Manay ile ilgili olarak dikkatimizi çeken bir diğer detay, Can Manay’ın düzen hastalığı olduğu. Özellikle kahve bardaklarının masada bıraktığı lekelere karşı takıntısı olan Can Manay’ın, takıntılarının yalnızca kahve bardağı ile sınırlı kalmadığını fark ettik. Fakat geçmişi tamamen bir kenara bırakıp işine odaklanan Can daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalacağından habersizdi. Takıntılı olduğu şeyler konusunda bu kadar tutkulu davranan Can için hayatına girecek olan Duru gidişatı nasıl değiştirecekti?

Değişim içimizdedir

Yaptığı televizyon programı ile  geniş kitlelere ulaşan, iyi bir terapist olan Can Manay aynı zamanda değişikliklere açık bir insan. İşinde yaşadığı bazı problemler karşısında farklı bir yöntem izlemesi gerektiğini düşünerek, terapi yaptığı insanların daha derinlerine inerek ortaya çıkardığı gerçekler, milyonlarca insana ulaşmakta. Tabi böylesine çok izlenen bir programın aldığı reytingler ve Can Manay’ın sahip olduğu ün tartışılamaz derecede büyük.
“Kim olduğumuzu seçebiliriz ya da en azından kim olmayacağımızı.”
Can Manay’ın bu sözde bahsettiği, kaderimizi değiştiremeyiz belki ama yaşanacak şey ne olursa olsun olayların gidişatını belirlemek bizim elimizdeydi. Çünkü Can Manay’a göre değişim içimizdeydi.

Büyük değişimler hayatımızı kökten değiştirir

Can Manay işi dolayısıyla eski evinden bir süreliğine uzaklaşıp başka bir eve taşınmak istedi. Bakılan evlerden bir tanesi ise oldukça ilgi çekiciydi. Can Manay’ın satın almak istediği ev aslında isteğinin çok dışında olan bir evdi. Fakat evi gezerken pencereden gördüğü Duru’ya, gördüğü ilk andan itibaren oldukça farklı hisler besleyen Can Manay evi tutması gerektiğini o zaman anlayarak hayatı için bir dönüm noktası yarattığından habersizdi. Herkesten sır gibi sakladığı geçmişi, ona zarar veren takıntı derecesindeki tutkuları tekrar mı ortaya çıkıyordu?
Eve taşındığı andan itibaren gözlerini Duru’dan ve Duru’nun yaşamından alamayan Can Manay, tutmuş olduğu evin sahibinin Duru’nun sevgilisi olan Deniz olduğundan habersizdi. Deniz aslında evi satmaktan vazgeçmişti. Bir yandan dans gösterilerini hazırlarken diğer yandan Duru ile birlikteliğinden keyif alan Deniz karakteri, Can Manay’ın sanata olan ilgisinin farkına vararak kararından vazgeçti. Can Manay gibi sanat seven ve başarılı bir terapist komşu istediğini anlamış olmalı ki evin satış işlemlerini Can Manay için tekrar başlattı.
Tutkunu olduğumuz şey işimizdir mesela. Başarılı birisi olmak için durmadan çabalarız. Hırsımız hep daha iyisini başarmak yönünde hayatımıza yön verir. Peki tutkunu olduğumuz şey aşksa? İşte o zaman hayatımız değişir, dünya değişir, her şey değişir. Aşk tehlikelidir! Çünkü aşka ulaşmak için gösterdiğimiz cesaret gitgide içimizde büyür. Bir insana sahip olma isteği, insanın içinde büyüyen bir çığ tanesi gibi hareket ederken; duyduğumuz hırs bizi acımasız birisi haline dönüştürür.

Hayat bir tekerrürden ibarettir

Can Manay yaşadığı olaylar ve tekrardan hissettiği hisler karşısında yaşadığı şaşkınlığı yalnızca bir kişiye anlatabilirdi. Geçmişini herkesten daha iyi bilen doktoru Eti, onu doğru yönlendirecek tek insandı. Fakat umduğu ile aldığı tepki ne yazık ki aynı olmamıştı. Can Manay’ın geçmişinde takıntılı olduğu şeylerin tekrarlamasından korkan doktor Eti, Can Manay’ı o evden ve Duru’dan uzak durması için uyardı. Ancak her şeyin kontrolü altında olduğunu söyleyen Can, gerçekten de hayatının kontrolünü elinde tutmayı gerçekten başarabilecek miydi?
Can Manay aslında iki karakter olarak karşımıza çıktı. Birisi geçmiş hayatında olduğu Can, diğeri ise şu an karşımızda duran Can. Geçmiş bilinmezliğini korurken, geçmişinde tutkunu olduğu şeylerin Can Manay’ın hayatını kökten değiştirdiğini fark ettik. Fakat hayat bir tekerrürden ibaretti. Bazen tanıdık bir his, bizi geçmişe götürebilirdi. Hatta bu his kimi zaman o kadar şiddetliydi ki dejavuların en büyüğünü yaşatabilirdi. Can Manay’ın geçmişini sır gibi saklamasına neden olan, dokunduğu her şeyi yıktığı zamanlar ya bir gün kendini tekrar ederse o zaman ne olacaktı? Geçmişin saklı olduğu pandora kutusu, Can Manay’ın tutkunu olduğu Duru karakteri yüzünden açılacak mıydı?

Geçmiş er ya da geç karşımıza çıkar

Geçmiş bir parçamızdı. Biz istediğimiz kadar reddetsek de, bugün olduğumuz insan geçmişin izlerini iliklerine kadar taşımaktaydı. İyi veya kötü yaşadığımız bütün deneyimler, birer birer hücremize kodlanmıştı. Önemli olan ise bu deneyimleri tecrübeye dönüştüren hamleler yapmaktı.

Can Manay’ın gazeteci ile bir röportaj yapması gerekliydi. Fakat gazeteci röportaj yapmak için gelemeyince, mecburen asistanını yollamak zorunda kaldı. Özge adındaki gazeteci asistan, sorması için hazırlanan soruları Can Manay’a sormaya başladı. Sorularını sormaya başlayan Özge, internet üzerinden cevabını bulabileceği sıkıcı sorular sorduğunun ve bu sorular ile Can Manay’ın vaktini aldığının farkındaydı. Can Manay’ın soruları cevaplamak istemediğini söylemesi üzerine, harekete geçen Özge; kendisinin özel olarak merak ettiği son soruyu sormak istediğini söyledi. Bu soru ise Özge’nin hayatının gidişatını belirleyecek bir soru olacaktı. Can Manay’ın geçmişini detaylı olarak inceleyen Özge, Can Manay’ın geçmişinde tam 21 yıl öncesinde akıl hastanesinde yattığını öğrenmişti. Bunun doğruluğunu merak eden Özge cesaretini toplayarak, böyle bir soruyu sormaması gerektiğini bildiği halde sormuştu. Can Manay ise aldığı sorunun şok etkisiyle birlikte Özge’yi odadan kovdu. Geçmişinin 21 yıl sonra tekrar karşısına çıkmış olmasıyla duyduğu öfkeyle birlikte elindeki bardağı parçaladı.

Bu sırada ödevini teslim etmek için gelen Bilge, öğretmeninin elini o halde görür görmez yardım etmek için koştu. Odadan çıktığı zaman yaşadığı şaşkınlığı hala üzerinden atamamıştı. Can Manay öğrencisine henüz teşekkür bile edememişti. Bir başka gün, yolda giderken Bilge ile karşılaşması üzerine ona, gideceği yere kadar bırakmayı davet etti. Arabadan indikten sonra öğrencisini takip etmeye başlayan Can Manay, Bilge’nin engelli bir abisi olduğunu o gün öğrendi.

Tutkular cesareti tetikler

Ve bazen hayatımızın dönüm noktalarını yaşarız. O an vereceğimiz bir karar sonucunda yapacağımız hamle, bütün hayatımızı değiştirebilir. Sonuç mu? Düşlediğimiz hayale ulaşmamızı sağlayacağı gibi hayatımızın felaketler zincirine dönüşmesine de sebep olabilir. İşte farklılık burada başlar. Cesur bir insan tutkuları için risk alır ve farklılığını saklamaz. Tam tersine davranış gösteren insanların ise sıradan bir insandan farkı olmaz. Duru karakteri için de değişim böyle başladı. Aldığı not ve içerisindeki kırmızı tüy, Duru’nun hayatının dönüm noktası olmuştu.

Can Manay için içinde büyüyen bir tutku haline gelen Duru, gittikçe tehlikeli olmaya başlamıştı. Duru’yu bir bahane ile evde tekken yakalayan Can Manay, büyük bir gösteriye hazırlandığını öğrendi. Akşam olacak gösteri için Duru’nun yaşadığı heyecana ortak olmakla kalmayıp, Duru için bir hediye hazırlamaya karar verdi. Gösteri öncesinde Duru’ya cesaret vermesi için yolladığı güzel bir kutunun içerisine kırmızı tüy yollayan Can Manay, notta şöyle yazmıştı:

“O kadar farklısın ki kendini saklamamalısın…”

Duru gösteri sırasında baş dansçı olmasına rağmen diğer dansçılar ile aynı kıyafetleri paylaşmaktan son derece şikayetçiydi. Farklı olduğunun farkındaydı, kendisini özel hissetmek istemişti. Kutudan çıkan kırmızı tüyü, kostümünün bir parçası haline getirerek başına taktı. Sevgilisi Deniz’in ise bu yüzden çok sinirleneceğinden habersizdi. Onlarca kişinin emeğinin söz konusu olduğu bir gösteride Duru’nun kendisini ön plana çıkartmak için yaptığı bu davranış, Deniz için eşitsizlik yaratmaktan başka bir şey değildi.

Gösterinin ardından baş gösteren tartışmaya uzaktan şahit olan Can Manay’ın taşınma işlemleri de gerçekleşmişti. Fırsattan istifade ederek, Deniz için getirdiği hediyeyi vermek isteyen Can, Duru ve Deniz ile olan bağlarını güçlendirirken Duru’ya nasıl yakın olabilirdi?

Ay Yapım tarafından yapılan, Mert Baykal tarafından yönetilen puhu.tv’nin online dizisi Fi; ilk bölümünde bütün bilinmezlikleri ve kafamızda bıraktığı soru işaretleriyle karşımızdaydı. Dizi paradoks içinde paradoks yaşadığımız zamanlar bir yana, sanatı doyasıya hissettiğimiz anlar ve cesur sahneleri ile adından bir hayli söz ettirecek gibi görünüyor. Gelecek bölümlerde merak ettiğimiz soruların yanıtlarını bulmamız, Can Manay’ın geçmişini sakladığı pandora kutusunun açılması dileğiyle.
Yazımızı sanat sever okurlarımız için Fi dizisinde çalan, ruhumuza dokunan o eser ile sonlandıralım!

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.