Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Hayat Şarkısı 37.Bölüm: Zor Olan Yaşamak

Hayat Şarkısı 37.Bölüm: Zor Olan Yaşamak

Bütün bir hafta Düğme’nin yaşayıp yaşayamayacağını düşünürken Melek bebeğini kaybetti. İçine çekildiği oyunun bir parçası olarak, hırsının kurbanı olarak kaybetti çocuğunu. Geçen yazımda bir an için Melek ve Hülya’yı karşılaştırmıştım. İkisi de aşkı için savaşan kadın, ikisi de aşık olduğu adamlara ulaşmak için ellerinden geleni yapan iki kadın. Ancak bu bölümde aralarındaki en önemli farkı gördüm. Hülya Kerim’e ne kadar kızsa da, ne kadar acı çekse de herkese öfke kussa da çocuklarını yetiştirmekten vazgeçmedi. Onlarla oynarken, onlara bir şeyler öğretirken yaşadığı tüm acıları bir kenara bırakabiliyordu. Hülya, Melek’in evine yerleştiğinde ve Bahar’a sahip çıktığında Melek’in neyi yapamadığını da daha ne gördük. Hülya anneydi ancak Melek yaşadığı tüm acıların içerisinde anne olamıyordu.

Olamadı da. Hülya ise kendisi için bebeği için bir karar verdi ve Cevherlerin evinden ayrıldı. Ancak ne Hülya için ne de Kerim için bir şeyler bitmişti. Kerim, Mehmet’e sarılıp “Sen çok şanslısın,annenin hep yanında olacaksın.” derken Hülya’nın yanında olma istediğini hissettiriyordu. Hülya ise gün içinde kimseye hiçbir şey hissettirmese de – ki huysuzluklarından aslında olayları ne kadar çok kafasına taktığı belliydi- geceleri kimse yokken akan gözyaşları sevgisinin, acısının işaretiydi. Ancak yine de karşı karşıya geldiklerinde sanki mutluymuşlar gibi hareket edebiliyorlardı.

Hülya ve Kerim hislerini böyle birbirlerine söyleyemezken ve kırgınken çocukluk halleri ise çoktan barışmıştı. Küçük Kerim ve küçük Hülya birbirlerine sarılıyor ve Hülya “Bir daha seni asla üzmeyeceğim.” diyordu. Küçücük bir cümle aslında o kadar mucizeviydi ki. Kerim gerçekten gidip Hülya’ya özlediğini itiraf edebilseydi ve Hülya, Kerim’e “Seni bir daha hiç üzmeyeceğim.” diyebilseydi sorunlar iki küçük çocuğun barışması kadar kolaydı.

Kerim katılığından hiç vazgeçmeden sevmeye ve Hülya’yı özlemeye devam etti. Yağmurda yürüyen Hülya’nın hastalanacağını düşünmesi, bebeğinin kontrolünü hatırlaması Hülya’ya kızgın olmadığının en önemli göstergesiydi. İtiraf edemiyordu ama affetmişti Kerim Hülya’yı. Sadece sözcüklere dökemiyordu. Hülya ise sandığından yorgundu. Artık adım atamıyor, kendisini affettirmek için uğraşamıyordu.

Ve aşk. Cevher evinin her köşesine sinmişti adeta. Süreyya Hanım’ın Bayram Bey’e olan aşkı gözlerin dolmasına sebep oldu bu bölümde. Bayram Bey’i gördüğü ilk günü satır satır günlüğüne işlemişti adeta. İşlemişti diyorum çünkü Hüseyin günlüğü okurken adeta canlandı o sahneler gözümüzde. Süreyya Hanım’ın ailesinin telaşı, hazırlanışı, Bayram Bey’in eve gelişi ve Süreyya Hanım’la ilk göz göze gelişleri. Kelimeler hayal olmuş gözümüzde capcanlı haliyle canlanmıştı. O anlar flashback sahnesiyle gösterilseydi o kadar etkili olmazdı belki de. Kerim’de merdivenin köşesine oturmuş sessizce dinlemişti o anları. Ne düşünmüştü bilinmez ama anne ve babasının aşkı yüreğinde bir yere dokunmuştu mutlaka. Hülya’yı, ona olan aşkını ve içindeki o kocaman boşluğu hissetmişti.

Zeynep değişti diyordum. En azından değişse keşke diyordum ama belli ki olmayacak. Her şey bir kenara, tamam son zamanlarda biz de Melek’e çok kızdık ama Melek’in bebeğini kaybetme olayına sevinmeye yüz tutmasını anlayamadım. Melek ne olursa olsun bir anneydi ve o olayda bebeğini kaybetmişti. Hüseyin’i eğer böyle elde edecekse bile belki ki çok uzun sürmeyecekti. Hüseyin’i çoğu zaman anlayamasam da iyi biri olmaya çalıştığını çözmek zor değil ve karşısında da öyle bir insan istiyor. Zamanında Zeynep’ten neden uzaklaştıysa Melek’ten de şimdi o yüzden uzaklaşıyor.

Fakat diğer yandan Zeynep’in artık Hüseyin’i isteyip istemediğini de merak ediyorum. Mahir’e yaklaşması Hüseyin’in onu kıskandığını fark etmesi nedeniyle yaşanıyor bana kalırsa. Belli ki Mahir’i bu yolda Hüseyin’e ulaşmak için bir araç olarak kullanacak. Zeynep’e daha iyi bir insan gözüyle bakmak istiyorum ama olmuyor. Hüseyin’in ofisine girerken Bayram Bey’in asistanı olanlar nedeniyle özür dileyip Melek Hanım’a yerinizi söylemeseydim dediğinde “Aslında sana teşekkür etmem lazım.” demesiyle bakış açımı tamamen değiştirdi Zeynep.

Ceren ise bu yolda üzüldüğün yegane insanlardan biri. Annesiyle babasının ayrılığı arasında bocalamış, babasının sevgisine muhtaçken Melek’e alıştırılmaya çalışan bir kız çocuğu. İhtiyacı olduğu şeyler yanında değilken hayatına Melek sokulmaya çalışılıyor. Hülya ise Ceren’e en akıllı mantıklı davranan insan herkes içinde. O Hüseyin’in “Beni hayal kırıklığına uğrattın” cümlesi neydi bir de Ceren’e? Yaşı biraz büyük olsaydı “Asıl sen beni hayal kırıklığına uğrattın baba” demez miydi Ceren, derdi.

Mahir’in babasıyla yaşadığı sorun ve babasının hastalığı da bir bomba gibi düştü. Mahir’in babasının ortaya çıkışı ve hastalığı belli ki ilerleyen haftalarda birkaç değişime neden olacak. Sessiz sedasız senaryoya girişi bunu gösteriyor.

Ve son olay. Kerim ve Hülya’nın kaçırılması. Aklıma ilk gelen ve en iyimser olan Bayram Bey’in bunu planladığıydı. Bu çocukları kaçırayım ne dertleri varsa konuşsunlar halletsinler diyecek bir adam Bayram Bey. Cem olayının altından da o çıktığı için bu olayın altından da onun çıkacağını düşünüyorum.

Bir de ikinci ihtimal aklımda Cem var. Bana kalırsa ölmedi Cem. Ve böylesine bir oyunla ortaya çıkıp yeniden yüzleşmeye ve her şeyi birbirine karıştırmaya geliyor. Zira artık Kerim’le de bir meselesi var.

Aysel’in mektubu okuyup Hatice Hala ile paylaşması da bu bölümün heyecanlı anlarından oldu. Zira aileden biri daha bu gerçeği biliyor. Ancak nerede ve ne zaman söyleyecek işte o sürpriz olacak.

Güzel günler göreceğiz diyerek haftaya yeni bölümü bekleyelim o zaman.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.