Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

İçerde 19.Bölüm: Oyunun Sonu

İçerde 19.Bölüm: Oyunun Sonu

Melek’in intihardan vazgeçmesi, Gökhan gerçeğinin ortaya çıkması ve Mert’in Sarp’la yüzleşmesi. İçerde 19.bölümüyle ekrana geldi. Heyecanları doruğa ulaştıran her sahnesiyle yeniden konuşalım dedik biz de!

Hadi çayınızı kahvenizi alın ve o anları tekrar konuşalım!

Bas Tetiğe Kızım!

Melek’in intihara yeltenmesiyle bırakmıştık son bölümü. Aynı sahneyle yeniden başladık. Celal, zamanında eski karısına ne kadar acımasızsa Melek’e o kadar şefkat doluydu. Melek’in acı çekmesi kendi canının yanmasıyla eş değerdi. Yıllardır “Kızım” diyemediği Melek’e söylemediği gerçekler canını acıtırken Melek’in kendisini öldürmesine dayanamazdı. Son anda engel oldu o nedenle.

Melek, Celal’in gözünden tüm gerçekleri ise öğrendi. Annesi yıllar önce yakın bir adamıyla kaçmıştı. Melek’i ise onların kızı zannettiği için Coşkun’a vermişti. Celal yıllarca kendisine yanlış yapanı yok ederek yaşamıştı. Çünkü güçlü olmak bunu gerektiriyordu. Yanlışı affederse ezilirdi. Tahtından olması yapacağı tek bir hataya bakıyordu.  Bu nedenle kendisini terk edeni, kendine ihanet edenlerin hepsine cezasını tek tek vermişti. Ancak durmadan yok etmesi sonunda kendi uçurumuna yaklaşmıştı. Etrafında tutunabileceği tek dal kalmamıştı. Eski eşini dinlemeden öldürmesi, kızına hayatı boyunca hasret kalmasına neden olmuştu.

Celal ilk kez birini öldürmedi Melek!

Celal’i şikayet et hepimiz kurtulalım Melek

Melek’in Celal’den ne farkı var diyorum bazen. Evet Celal kadar acımasız değil belki. Ancak “sevdiklerine iyi olan insan iyi bir insan değildir.” cümlesine ne kadar da çok uyuyor. Celal ilk kez birini öldürmedi. Celal ilk kez kötülük yapmadı. Sarp, Melek’in belki de duymak istemediği şeyler söyledi. “Neden şimdi?” diye sordu. Celal şimdiye kadar birçok kötülük yapmıştı. Hepsine sakin kalan Melek, neden şimdi nefret kusuyordu? Çünkü yıllardır hasret kaldığı, hatırladığı tek anının gözlerinin önünde öldürülmesi olan annesini kaybetmişti. Celal’in birini öldürmesi sorun değildi ancak Celal’in annesini öldürmesi büyük bir sorundu. Yani sevdiklerine zarar vermesiydi asıl sorun.

Sarp, Melek’in Celal’i şikayet etmesini istedi. Ancak öğrendiği gerçekler sonunda Celal’i değil kendisini öldürmeye kalkan Melek için bu karar çok zordu. Melek yaşadığı ilk krizde Celal’e zarar verememişken polise şikayet edemezdi. Melek’in alabileceği tek intikam kendisine zarar vermekti. Melek, Celal’i şikayet etmedi. Çünkü Celal hapse girerse arkada kalanlar olacaktı. Mesela Mustafa.

Ancak Melek ailesini araştırmaya başladı. Annesinin isminin Sevda Duman olduğunu öğrendikten sonra Mert’ten yardım istedi. Mert emniyet müdürlüğünde değil de istihbarat servisinde mi çalışıyor diyorum bazen. İsim soyisim ver herkesi eliyle koyduğu gibi buluyor. Herkesi buluyor da bir kendisinin Umut olduğunu öğrenemiyor. Neyse.

İşlediği her suçu başkasının üstüne büyük bir ustalıkla atan Celal

Celal olmak bunu gerektirir değil mi? “Ben yapmadım, Sarp yapmış.” suçlamasıyla beni benden aldı bu bölümde. Celal Duman’ın öldürme getir, dediği adamı öldüreceksin ve nefes almaya devam edeceksin. Bu mümkün değilken Celal’in Coşkun’un planlarını her seferinde alt üst etmeye çalışması bile Mert’in gözüne batabilir. Ki bu sefer pek de güvenmedi Celal’e. Güvenmedi ama yine de Sarp’a diş bilemeye ve Celal’in işlerini yapmaya devam etti.

Yaşar’ın yerini yine eliyle koymuş gibi buldu Mert’imiz. Buldu bulmasına ama bir planı da vardı. Celal’e Yaşar’ı yakalamaya kimi göndereceğini sorması sürpriz değildi. Sarp’ı suçüstü yakalayıp Coşkun’u öldürmesinin bedelini ona ödetecekti.

Davut Sarp’ın Peşinde

Yeşim’den “Vazgeçme. Melek’i ne kadar çok sevdiğini biliyorum.” gazını alan Davut, Sarp’ı bitirme planlarına tam gaz devam etti. Sarp’ın bir işler karıştırdığından hatta Coşkun’u öldürmediğinden tek şüphelenen ama bir kanıtı olmadığı için kimseye derdini anlatamayan Davut’tu. Sarp’ı takip etti. “Memlekette duyunca yıkıldık, kalktık geldik.” oyunuyla akrabası vurulan adam taklidiyle pek başarılı olamadı Davut. Bu rolün içerisindeyken önünden geçip giden Barış’ı da göremedi. Davut’a nasıl bu kadar kolay oda numarası söylendi diye düşünürken yanlış odaya girişiyle bu kadar kolay olmayacağını anlamış olduk.

Alyanak Yaşar’ın elinde!

Bana fark yapmaz, yeter ki Celal ölsün

Alyanak, İçerde’nin en renkli karakterlerinden biri. Kriz yaşanması gereken anları absürd diyebileceğimiz anlara çeviriyor adeta. Yaşar, Alyanak’ı konuşturmak için işkence yapmaya hazırlanırken “Sen ne istersen sor ben konuşurum” diyerek herkesi her anda satabileceğini çok net gösteriyor. Yaşamak için deneyebileceği her yolu deniyor. Yaşamak ve hayatta kalmak için uğraşıyor. Bazen Celal’e gidip büyük sırları açığa çıkartırken bazen de Celal’in karşısında yer alıp onun sırlarını açık ediyor. Herkesin işine yaradığı için her seferinde hayatta kalmayı da başarıyor.

Füsun’un suçu ne?

Sarp, Celal’in adamı olduğu ve Coşkun’u öldürdüğü sanıldığı için bütün tehlikeleri de üzerine çekiyor. Sarp’ın bu tehlikelerle başa çıkması çok da zor değil. Ancak annesi Füsun’un suçu ne? Dizide birini kurtarma şansımız olsa sanırım Füsun’u kurtarırdık. Önce eşinden bir darbe alıp sonra küçük oğlu Umut’u kaybeden Füsun şimdi de Sarp’ın içinde bulunduğu tehlikelerle yıkılmak üzere. Henüz yıkılmadı ama ayakta da değil. Taş olsa çatlardı diyeceğimiz krizleri yaşayıp iyi sabrediyor Füsun’umuz. Şimdi de ekmek teknesi lokantasını kurşunladılar. Lokantasına değil Sarp’ına üzülüyor tabi o. Hayattaki tek dayanağı oğlunu da yitirmek istemiyor.

Mert ise bıraksan Sarp’ı öldürecek kıvama ulaştı. Zaten Coşkun’dan dertliydi bir de Füsun’un lokantasının kurşunlanması üstüne geldi. Sarp’a yükleniyor da Sarp yabancı bir adam için çalışmıyor sonuçta. Mert’in “Celal Baba” dediği daha düne kadar her dediğini sorgulamadan yaptığı bir adam için çalışıyor. Sarp’ı alt etmeye çalışırken arkasındaki mafyanın da karşısında yer alması gerektiğinin farkına varması gerek bana kalırsa.

O değil de Coşkun iyi oynadı

Coşkun mu? O kim?

Hastanede kendine gelip “Sen kimsin?” numarasına yatan Coşkun elbette kendini inandıramadı Sarp’a. Hiçbir şey hatırlamıyorum diyerek sıyrılmaya çalıştığı tehlikenin ne kadar farkındaydı bilinmez. Sarp, Coşkun’u konuştururdu konuşturmasına ancak Mert’e yakalanmasaydı.

Gökhan’da içerde


İçerde’nin en iyi yanlarından biri kimsenin dışarıda kalmaması. Herkesi ucundan bucağından gizli bir göreve sokuyoruz. Kimse kötü değil, herkes bir planın parçası. Gökhan’da bunlardan biriymiş mesela. Yusuf Müdür’ün oğlu kötü mü olacaktı gerçeğinden hareketle Gökhan’ı da narkotik şubenin bir parçası halinde izledik bu bölümde. Tabi Yaşar o sıralarda Gökhan’ın elindeki parayı alıp onu öldürmenin derdindeydi. Gökhan farkında olmadan büyük bir tehlikeye yaklaşıyordu.

Resme 10 saniye bakınca ağlamaya başlıyorsunuz.

Mustafa Uğurlu’nun oyunculuğunun şahane olduğu bir bölümdü. Gerçek oğlunu öğrenmiş bir adam, oğlunu tam bulmuşken kaybedecek olmanın acısını yüreklerimize işledi adeta. “Yardımına muhtacım. Git kurtar oğlumu” derken ki acısını içimizde hissettik. Onunla birlikte Sarp’tan yardım istedik adeta. Gökhan kurtulsun diye nefeslerimizi tuttuk o anda.

Belki de o anlarda Mert’ten nefret etmeme sebep de Yusuf Müdür’ün bu acısını hissetmemdi. Sarp, Gökhan ölmesin diye canla başla uğraşırken Mert, Sarp’ı yakalamanın derdindeydi. Hırsıyla hareket ediyordu. Coşkun’u öldürdüğünü zannettiği için hedefi Sarp’tan intikam almaktı ancak o sırada Gökhan’ı düşünmüyordu.

Zavallı Sarp ise “Gökhan, Yusuf Müdür’ün oğlu” dese sırrını açık edecek demese Gökhan ölecek endişesinde ne yapacağını bilemedi. Mert, kaşla göz arasında Gökhan’ın nabzını kontrol etti ama yaşayıp yaşamadığını söylemedi. Ancak Gökhan omzundan vuruldu. Yani yaşama ihtimali çok yüksek. O yüzden bana kalırsa kurtulacak.

Teyze… teyzecim…

Yıllar sonra bir teyzen olduğunu öğrenmişsin hiç mi acıyla karışık bir sevgi anı yaşanmaz. Tamam “Teyze,teyzecim” gibi bir sahne beklemiyorum ama sanki Hülya, Melek’in geleceği anı bekliyor gibi değil miydi? Hiçbir şaşırma belirtisi, yıllar sonra yeğenini görmenin anını göremedim ben Hülya’da. Bir gün kapısı çalınacak ve sırlar ondan istenecek de o da anlatacak gibiydi. Melek de “Siz benim teyzemsiniz.” diyerek daldı konuya hemen. Avukat olmak bunu mu gerektiriyor?

Repliklerin terse dönüşü

Sarp’ı siz delirtiniz

Bu bölümün çok önemli anları vardı. 18 bölümdür söylenen bazı cümleleri farklı karakterlerden duyduk. Sarp’ın suçladığı babası Metin’in sözü olan “Ben sustukça siz yaşayacaksınız.” cümlesi en çok dikkat çekendi. Annesinin ve sevdiklerinin yaşaması için şimdi susma sırası Sarp’taydı.

Eylem ve Füsun’un cümleleri de tersine dönmüştü adeta. Füsun’un “Sarp mafya tetikçisi oldu! Babası gibi.” cümlesine “Söyleme böyle şeyler” diyen Eylem Sarp’ı koruyan tarafa geçmişti. Bölümler önce Sarp’ı koruyan ve Sarp’ın mafya olduğunu kabul etmeyen Füsun’un yerinde şimdi de Eylem vardı.

Yeni bölümde görüşmek dileğiyle o zaman!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.