Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

İsimsizler 9. Bölüm: Siz bu tarihte dipnot bile olmayacaksınız!

İsimsizler 9. Bölüm: Siz bu tarihte dipnot bile olmayacaksınız!

İsimsizler ilgi çekici senaryosuyla her hafta izleyicileri ekrana kilitliyor. Bu hafta yayınlanan bölümünde de oldukça duygusal sahneler yer aldı. İsimsizler dizisinin 9. bölümüyle ilgili bütün ayrıntılar yazımızda.

Yıldız’ın Afran’a mesajı

Yıldız, babasının ölmediğini öğrenince Fatih’i suçladı. Babasının yaşadığını Fatih bildiği ve ona söylemediği için öfkeliydi. Fatih babasının örgüte karıştığını, artık babası olmadığını, en kanlı eylemleri gerçekleştirdiğini söyledi. Yıldız bunu kabul etmekte çok zorlanıyordu. Daha sonra gençlik merkezine gidip, oradakilerin Afran’a haber götürmesini istedi. Bozan bizim Afran’la ilgimiz yok dese de Yıldız kim konuşursa kim görürse söylesin “Fatih abimi öldürmek istiyorsa önce beni vuracak” dedi.

Saver’in sorgusu

Fatih, Saver’i sorguya çekti. Saver Fatih’e “günü geldiğinde bu topraklarda kurulacak bir devletin, o devletin tanklarıyla uçaklarıyla nasıl donatacaklarının hesabı var, buna ne sen ne ben engel olabiliriz, bizler küçük isimleriz kaymakam, tarihten silinip gideceğiz” dedi. Fatih bunu duyunca deliye döndü. “Ben ismimi sildim de geldim senin o tarih dediğin okyanusun bilmem neresinde olan planla olmaz, o tarihi o dağlarda size kök söktüren 19 yaşındaki çocuklar yazıyor, arkada kalan gözyaşları yazıyor, ölümden korkmayanlar yazıyor, siz bu tarihte dipnot bile olmayacaksınız” dedi.

Fatih Saver’i sorguya çekerken Ahmet gelip başkanın geldiğinin haberini verdi. Başkan öncelikle, Fatih ve ekibini Saver’den dolayı tebrik etti ve Türkmenlerin durumunu konuştular. Kürşad’ın, Gözcü’nün evine yerleştirdiği dinleme cihazı sayesinde Suriyeli albay ile Gözcü’nün Türkmenlerle ilgili planlarını öğrendiler. Fatih, Başkana Türkmenlerin stratejik anlamda yardıma ihtiyaçları olduğunu söyledi. Fatih’e Türkmenler için iki adamını göndermesini söyledi. Fatih de bu görev için Murat ve Olcay’ı gönderdi.

Berfin Gözcü’ye, Saver’i gözden çıkarmaması için ısrar ediyordu. Gözcü, Saver’in hain olduğundan emindi “Türkiye ona iyi bakıyordur kendi adamları nasılsa” dedi. Berfin ise Saver’in hain olmadığını ısrarla savunuyordu ve Saver’in adı hain listesinde çıkmazsa onu kurtarmasını istedi.

Örgütün içindeki ajanların listesi Gözcü’nün elinde

Savcı Zeki, Sinan’a USB’nin şifresini kıracak olan dekoderi ulaştırdı. Bu sırada Afran dekoderi almak için Sinan’ı takip etti ve onu öldürmeye dekoderi almaya çalıştı ancak başaramadı, arayıp başkana haber verdi. Başkan da onun hakkındaki bilgilerin silindiğini ancak yine de dikkatli olmasını derhal görevi terketmesini söyledi ancak Afran şehit olmak pahasına görevini bırakmadı. Ve liste Gözcü’nün eline geçti. Listeden ne Afran’ın ne de Saver’in ismi çıkmadı.

Afran’ın zor anları

Gözcü, Türk ajanlarının hepsini bir derenin kenarına dizdi ve tek tek vurdu. Son kişiye geldiğinde mermisi bitti ve Afran’a sen vur dedi. Afran bir meslektaşını şehit etmek zorunda kalınca çok üzüldü. Başkan, Afran’a destek olmaya çalıştı, 100 kadar kişiyi geri çekmeyi başardıklarını söyledi. Afran üzüntüsünü “Ömrümün yarısı dağlarda geçti ama ben dağ görmemişim, ölüme karşı o yiğitlerin dik duran başlarını bükülmeyen boyunlarını görseydin dağ budur derdin. O yiğitlerin bir bakışı vardı ki katillerine, mermiden daha çok can yakar. O bakışları görünce dedim ki ben hiç cehennem görmemişim. Naaşlarını dereye bıraktılar, zalim başka şey düşünse bile son abdestlerini aldırdı Allah onlara, kanları temiz suya karıştı, dere kırmızı aktı. Bu toprağın isimsiz çocukları için bu toprağın bir deresi kan ağladı. Ben yürek çatlatan çok acı gördüm ama böylesini görmemiştim” diyerek belirtti.

https://youtu.be/vmDKc6ymXtk

Berfin’in ailesi

Terör örgütünün öldürdüğü Seyfettin ve babasının cenazesi yapıldı. Ahmet bu işin ucunun Selim’e dokunabileceğinden korktuğu için Emel’e Ankara’ya dönmesini söyledi. Gözcü ise Berfin’e kaymakamın kardeşini ve babasını öldürttüğünü söyledi. Kaymakamın bir adamıyla ilgili davasının olduğunu, zorla ifadeye aldıklarını ve işleri bitince de öldürdüklerini, Dicle’nin de öldüğünü söyledi. Berfin bu haberi duyunca deliye döndü ve aynı zamanda çok üzüldü. Ancak Gözcü’nün dediği gibi Dicle ölmemişti. Dayının eşi onu yangından kurtardı ve hastanedeydi.

Türkmenlere destek

Murat ve Olcay Türkmenlere yardıma gitti. Türkmenlerin durumu pek parlak değildi, silahları azalmak üzereydi, mutlaka destek gerekiyordu. Başkan Türkmenlere tırlarla destek göndermişti ancak savcı Zeki ve Fuat müdür yolda onları durdurup istihbaratçıları içeri aldı. Başkan bunu duyunca savcıyı ve emniyet müdürünü arayıp adamların ve malzemelerin derhal bırakılmasını söyledi. Ancak savcı işi uzatmaya çalışıyordu. Oysa Türkmenlerin derhal yardıma ihtiyaçları vardı ve Fatih alternatif yol olup olmadığını sormak için Kürşat’ı aradı. Kürşat çoktan bir yol bulmuştu; Suriye’de, elinde her türlü destek ve malzeme olan bir tüccar ile randevu ayarladığını söyledi. Fatih ve ekibi hemen yola çıktılar. Kral denilen tüccarın deposuna gittiler ancak tüccar malzemelerin, Türkmenlere gideceğini öğrenince vermekten vazgeçti. Ancak dayı, kralın tüm adamlarını hedef haline getirdi. Kral bunu görünce malzemeleri vermek zorunda kaldı ve malzemelerle birlikte yola çıktılar.

Dayı vuruldu!

Gözcü Türkmenler’in sığınaklarını ve mühimmat depolarını bombalattı. Fatih’in arabasının da tuzak sonucu lastiği patlamıştı. Olcay arayıp yardım isteyince Kürşat’ın bildiği başka bir yoldan gitme kararı aldılar ve Derman’a lastikleri değiştirdikten sonra köye gitmesini söyledi. Gözcü ve adamları Olcay, Yasin Paşa ve Murat’la çarpışırlarken Fatih ve ekibi yetişti ve onlara destek oldular. Tam çatışmanın ortasında kalmış bir amca vuruldu. Dayı onu alıp bir köşeye çekti ve yarasını sardı. Tam geri dönerken Gözcü onu vurdu. Murat hemen dayının yanına koştu ve onu köşeye çekti. Dayının sürekli rüyalarında gördüğü, elini uzattığı ama bir türlü uzanamadığı kızının elini bu sefer tuttu.

https://youtu.be/5Q9mkcg6EFo

Doktor Elif ölecek mi?

Fatih daha önce, Elif’e Otto’dan uzak durmasını, işten çıkmasını söylemişti. Ancak Elif Fatih’i dinlemedi. Otto telefonla konuşurken odasına girdi. Dosya almam lazım bahanesiyle içeri girdi ve telefonun ses kaydını açıp telefonu odaya bıraktı. Otto Gözcü’yü arayıp kaymakamın kralın deposuna saldırdıklarını, dar geçitten geçeceklerini ve orada pusu kurmasını söyledi. Elif tekrar telefonu almak için içeri girdiğinde Otto ondan şüphelendi ve yemeğe gitmek istediğini söyledi. Elif tuvalete gidip Fatih’e haber vermeye çalışırken Otto acilen bir hastaya gidilmesi gerektiğini söyledi ve arabayı kendi kullanmak istedi. Elif ters bir şeyler olduğunu anladı ve arabadan inip ormana doğru kaçtı ancak Otto onu yakaladı ve bıçağı sapladı.

Otto öldü mü?

Savcı ile Sinan buluştular. Tam savcı müdür Fuat’tan kurtulmak gerektiğini söylerken Otto Sinan’ı arayıp harcayacak bir adamın lazım olduğunu söyledi. savcı da Fuatı arayıp Otto’nun bir halt işlediğini gidip delilleri temizlemesini söyledi. Sinan’a da oraya gidip kameraya çekmesini ileride Otto’ya karşı ellerinde bir koz olması gerektiğini söyledi.
Otto Fuat’a sen doktoru öldürdün ben onu kurtarmak için buraya geldim ama başaramadım dedi ve sırtına silah dayadı. Müdür ne yapıyorsun sen diye sorduğunda ise Elif’in katilini öldürüyorum dedi, boğuşmaya başladılar ve Otto vuruldu.

https://youtu.be/Em8Gd1ESQL8

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.