Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Ölene Kadar 5. Bölümde Neler Oldu?

Ölene Kadar 5. Bölümde Neler Oldu?

“Kötülük kapısını aralık etmeye gelmez, ardına kadar açılır.” der Cenap Şehabettin. Ender için bu sözün vücut bulmuş hali desek yanılmış olmayız sanırım. Yaptığı hatayı kapatabilmek için yapmayacağı kötülük yok! Daha başımıza neler gelecek diyerek kapatmıştık haftayı.

Geçtiğimiz hafta Ender’i Selvi’nin evinde bulmuştuk ve hepimizin neler olacağını merakla bekledik. Selvi’nin gerçekte kim olduğunu öğrenen Ender, adeta “Ya abin ya Dağhan!” diyerek Selvi’yi tehdit etmiş ve bir seçim yapmasını gerektiğini söylemişti. Şimdi gelin bu bölümde neler oldu hep birlikte bakalım!

Selvi Kaçırıldı!

Ender’in sorularına cevap vermeyi reddeden ve böyle bir seçim yapmak zorunda olmadığını anlatmaya çalışan Selvi, Ender tarafından evinden kaçırılır. Selvi’yi bir gölge gibi takip eden Osman, arabada uyuyakalır ve Selvi’yi gözleri bağlı halde bir arabada görür. Takip etmeye yeltenir ancak aküsü biten araç yüzünden peşlerine düşemez ve hemen Dağhan’ı arar. Dağhan, Selvi’nin evinin önüne gelir ve eve girerek onu kimin kaçırdığıyla ilgili ipucu arar. Ancak bir şey bulamaz. Selvi ise çoktan bir depoya varmıştır bile…

Ya Abin Ya Dağhan!

Ender, depoya varınca Selvi’nin gözlerini açar ve Yılmaz’la buluşturur. Tehditlerini burada da yineler ve Selvi’nin bir seçim yapması gerektiğini hatırlatır. Abi-kardeş (Yılmaz-Selvi) geçmişe bir yolculuk yaparak Selvi’nin yetiştirme yurdu günlerini hatırlar. Bir kez daha içi acır Selvi’nin o günleri anımsarken… Onu her zaman kollayanın, yeni ayakkabılar alanın ve onu döven kızların sonra Selvi’den özür dilemesini sağlayanın abisi olduğunu öğrenir. “Ben sana can olmaya atan bir kalp olmaya çalıştım.” diyen Yılmaz’ın sözleri hepimizi gözyaşlarına boğar. Kendini kız kardeşine adayan ve onun için bir sürü hata yapmış, yapmaya da devam eden bir abi vardır karşımızda…

Ender tüm bu konuşmalara şahit olur. Selvi’ye vefalı olması için baskı yapar ve tamamen kendi iyiliği için, suçunu örtbas etmeye devam edebilmek için Selvi’nin  tercihini Yılmaz’dan yana yapmasını ister.

Selvi de bunun üzerine “Ağabeyim de olsa, babam da olsa adaletin karşısında boynum kıldan ince benim!” diyerek Ender’in istediğini yapmayacağını söyler. Ender elini Selvi’ye kaldırır ve Selvi’yi bir anda evinin kapısına dövülüp atıldığı sahnede buluruz. Buraya daha sonra dönmek üzere bir virgül bırakıyorum…

Dağhan, Selvi’yi Perişan Halde Bulur!

Selvi’yi bulan Dağhan, ona bunu kimin yaptığını, amaçlarının ne olduğunu sorar. Selvi, kimin yaptığını gizler, Dağhan’a, kendisine bunu yapanların bu işin peşini bırakmalarını tembihlediklerini anlatır. Ama gerçeklerin peşinden delicesine koşmak isteyen Dağhan, buna ikna olmaz. Ve Dağhan “Yüreğim başka kitap tanımam!” diyerek her zamanki o kararlılığını ortaya koyar…

Selvi Darmadağın!

Tüm bu yaşadıklarından sonra onu evde yalnız bırakmak istemeyen Dağhan, Selvi’yi kendi evlerine getirir. Selvi, üzgün gibi görünse de aslında kırgınlık vardır gözlerinin derinlerinde. Tüm yaşadıklarına, hayata, abisine… Bu hisleri yaşarken tam da bu hislere eşlik eden, Selvi’nin kırgınlığını anlatan dizeler dökülür onun sesinden…

“Abi gitme! Bak gözlerimden ninnisiz soğuk geceler akıyor.” diyordu Selvi…

Selvi Aile Hissini Hatırlar…

Böyle duygusal bir dönemden geçen Selvi kırılgandır. Yetiştirme yurdunda büyümüş bir kız olan Selvi, aslında bazı duygulara aç, bazı kavramlara hasrettir… Aç olduğu en önemli duygu sevgidir aslında. Sevgiyi Dağhan’da, hasret olduğu aileyi de Dağhan’ın o sıcak ailesinde bulur. Tüm bu hisleri yaşattığı için Dağhan’a teşekkür eder ve fonda çalan Cem Adrian’ın “Ben Seni Çok Sevdim” şarkısı çalarken aralarında bir yakınlaşma olur. Selvi, gözlerinden okuduğum kadarıyla tam oldu derken Dağhan, onu bir kez daha iter. Çünkü, Dağhan hislerinden yeterince emin değildir ve Selvi’ye ümit vermek istemiyor.

Tövbe Estağfurullah!

Sabah Selvi’yi evde gören aile şaşırır. Sabiha hanım, tam Dağhan’ın Selvi’yi görünce nasıl heyecanlandığından dem vururken, Selvi Ayşe’nin odasından Ayşe’yle çıkagelir. Sabiha hanım, tepkisini “Tövbe estağfurullah, oğlum!” gösterirken, Halil Bey “Günaydın kızım!” diyerek ortalığı toparlamaya çalışır. Bu kadar hüzünlü sahne ardından ben de bu sahneyle gülümsemeden edemedim tabii!

Dağhan Yaralarını Sarıyor!

İntikam ateşiyle yanıp tutuşan, gözlerinden alevler çıkararak gezen Dağhan’a alışık olduğumuz aşikar. Ama bu bölümde hakikatin peşinde koşarken aynı zamanda çocuklara sevecen davranan, çevresini farkına vararak hareket eden bir Dağhan’la karşı karşıyayız. Açıkçası ben hem yorumcu, hem de dizinin takipçisi olarak bu duruma çok memnun olduğumu söylemeden edemeyeceğim. Yaraları kabuk bağlayan bir Dağhan…Biz bu Dağhan’ı çok sevdik!

Dağhan, Şahitlik Edenin Kim Olduğunu Öğrenir!

Fahri’nin izini sürüp Fahri’ye ulaşan Dağhan, cevabını aradığı soruları sorar ve kimin onun bu suçu işlediğine şahitlik ettiğini öğrenmek ister. Fahri, Yılmaz’ın onu öldürdüğünü, Yılmaz’ın aldatıldığını ve bir milyon lira karşılığında bunu yaptığını anlattır. Şahidin de küçük bir kız olduğu, ona zorla yaptırıldığını söyler. Yani Fahri, suçu Yılmaz’a atar. Daha sonra Fahri, Dağhan’ı bertaraf ettiğini Ender’e haber verir.

Selvi’nin Vicdanı

Adliye önünde bir abi-kardeş gören Selvi, abisini adalete nasıl teslim edeceğini hatırlar. Abi-kardeşin mutlu hallerini gören Selvi’nin içi burulur ve ağlamaya başlar. Vicdanı ve adalet arasında kalan Selvi ne yapacak göreceğiz?

Şahika Müşaviri Bulur!

Beril, babasının katilini bulmak için çabalarken, bir avukat tutmaya karar verir. Avukat seçimini de Dağhan’ın avukatı Selvi’den yana kullanmayı seçer. Şahika, eğer Dağhan’a yakın olmak için bunu yapıyorsa yapması gerektiğini söyler. Hatta “Sevdiğin adamı geri kazan” diye Beril’i tembihler. Beril her ne kadar inkar etse de bu hoşuna gider. Şahika, Beril’e her konuda destek olacağını anlatır. Diğer taraftan Şahika, Beril’in babasının mali müşavirinin izini bulduğu müjdesini verir.

Beril-Dağhan-Selvi Buluşması

Dağhan’ı arayarak elinde bilgiler olduğunu söyleyen Beril, bir buluşma talep eder. Bu buluşmaya Selvi’nin gelmesi için de Dağhan, Selvi’yi arar. Beril bilgiler verirken, bir milyon liranın aktarımına giden yolda müşavirden bahseder. Selvi şok olur! Aslında biraz da Dağhan’a ona haber vermediği için kızar. Ne zamandan beri bunun peşinde olduklarını sorar. Bu yaptıklarının onlar iz sürerken o da onları takip edeceğini ve yardım edeceğini söyler.

Bir Milyonun İzinde

Beril ve Dağhan müşavirin kaldığı huzurevine gider. Beril’in verdiği tarihe göre müşavir kayıtları incelemiştir. O bir milyonluk havalenin Halil Soysür adına yapıldığını öğrenen Dağhan, bunun da düzenin bir parçası olduğunu anlar ve durumu Selvi’ye anlatır. Selvi, hesap dökümünü almak üzere bankaya gidip Halil beyi aklayabileceklerini söyler ama işler hiç öyle olmaz. Hesap dökümünde de bir şekilde Halil Bey’in hesabına para aktarılmış gibi gösterilmiştir. Banka çıkışında Halil Bey, bir aracın saldırısına uğrar. Dağhan babasına bir zarar geleceği düşüncesiyle çılgına döner. Dağhan, Selvi’nin uyarılarını artık dikkate alır ve bu işin peşini bıraktığını ilan eder!

Ve Şok!

Bu depodaki sahne değil mi dediğinizi duyar gibiyim! Evet orası. Virgülle bıraktığımız kısmı hatırlarsanız, eli havada olan Ender’in eli aslında havada kalmış! Çünkü Ender, olayın devamında kafasına silah dayadığı Yılmaz’ı ölümle tehdit etmiş. Selvi buna daha fazla dayanamamış ve ne isterse yapacağını söylemiş. Bunun üzerine anlaşılmış ki aslında bu bir milyonun peşine düşme hikayesi tamamen kurgulanmış. Dağhan’ın Fahri’ye ulaşması hep kontrollü şekilde gerçekleştirilmiş, son tehditle de Dağhan’ın bu sevdadan vazgeçmesi sağlanılmıştır. Görünürde başarılı ama…

Dağhan İş Başında!

Ender ve Selvi, bir pazar yerinde toplantı halindeyken onları takip eden ve aslında tüm bunlardan haberi olduğunu anladığımız Dağhan, aslında her şeyin farkındadır. Asıl oyunu onlara Dağhan oynayacaktır. Ender, Selvi’nin bu tehdit işiyle Dağhan’ı vazgeçiremediğini söyler ve aslında bir nevi ortaklığı bozar. Selvi’ye tabutunun çivileri çaktın diye çıkışır ve tam o anda Dağhan, onları dinler ve bu konuşmaları duyar.

Bunun üzerine “Göreceğiz Ender Efendi! Kim kimi gömecek göreceğiz!” diyerek Ender’e meydan okur.

Tüm bunlar ışığında tek kelimeyle soluksuz bir bölümdü. Açıkça söyleyebilirim ki, bir önceki bölümde o durağanlık devam edecek mi diye endişe kapılmıştım. Ama bu bölüm tansiyonu hiç düşürmeyerek merakımı yeniden yeşertti diyebilirim. Bakalım Dağhan’ın planları ne? Tüm kötülere rağmen bu savaşı kazanabilecek mi? Bekleyip göreceğiz…Hoş çakalın!

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.