Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Poyraz Karayel 78.Bölüm: Yetemiyoruz Albayım

Poyraz Karayel 78.Bölüm: Yetemiyoruz Albayım

Yetemiyoruz Albayım, olmuyor bazen. Acılar yüreğimizden taşıyor, cümleler boğazımızda düğümleniyor. Olmuyor Albayım. Bazen çok istesek de olmuyor. Dünyanın en güzel Sinan’ı kayıp gidiyor ellerimizden. Bizden çıkartamadıkları acıyı, dünyanın yükünü ondan çıkarmaya çalışıyorlar. Küçücük hayalleri ve umutlarıyla kurtaramıyoruz Albayım. Çocukları kurtaramıyoruz.

78.bölümü izleyip yeterince delirmediysek bir de bölüm üzerine konuşalım tam olsun öyle değil mi? Hadi başlayalım!

Sen ölmeyi uyumak mı sandın Poyraz

Çünkü Sinan babasının oğluydu ^^

Sinan’la başladık, Albay diye başlığımızı attık. Başka türlü devam etmek olmazdı öyle değil mi? Poyraz’ın en çok istediği kişinin kılığına giren Albay, Sinan kılığında karşımızdaydı. Poyraz, Sinan’ı kurtarmak için çabaladığı hatta bu yüzden istihbaratı karşısına aldığı anlarda polise derdini anlatamamıştı. Fotoğrafların kopyasının yapılmamasını isteyen Girişim’in karşısında sonunda Girişim’i bitirmek üzere olan bir istihbarat başkanı vardı. Poyraz ona dahi karşı gelmiş, istihbaratı ayağa kaldırarak görüntüleri almıştı. Ancak yolda polis engeline takılmıştı.

Polislere derdini anlatamayan Poyraz, Poyraz olduğu kanıtlayamıyordu. Çünkü Poyraz Karayel 2 sene önce ölmüştü. Üzerinden çıkan Hikmet kimliği ise gerçek bir kimlik değildi. Mümtaz’ı arama çabaları ise uzun bir süre sonuç vermemişti. Hapishanedeki tek destekçisi ise Sinan görünümlü Albay’dı.

Neyse ki sonunda derdini anlatıp Mümtaz’ı aradı da hapisten de kurtulabildi. Ancak Poyraz’ın peşinde olan biri vardı. İstihbarat başkanı Muharrem.

Nasıl bozduysanız öyle düzeltin Meltem’i

Meltem’e oynanan oyunlar elbette hastanede de devam etti. Meltem’in tedavisi esnasında muhtemelen Çınar’ın tuttuğu Necmi, Meltem’e yüksek dozda elektro şok verilmesine neden oldu. Sonucunda ise Meltem’imiz kafası Zülfo’nun tabiriyle “2009’un Güngören’ine” gerçekte ise 2015’in İstanbul’una geri döndü. Son hatırladığı anı ise Zülfo’yla karşılaşmadan 2 saniye öncesiydi. Hafızasında Zülfo’yla tanışmadan saniyeler öncesi vardı ama Zülfo’su yoktu. Poyraz’la ise hala konuşmadığını zannediyordu. Baba meselesine hiç girmeyelim siz videodan dinleyin. Zira o mesele Meltem’e ayrı bir kriz yaşattı.

Zülfikar’ımız bizi ayrıca üzdü elbette. “O beni unutsa ben hiç yaşamamış olacağım. Bu dünyadaki varlığımı kaybedeceğim.” sözüyle bizi can evimizden vurdu. Zülfo gibi sevmek tabirini sözlüğe alabiliyor muyuz?

Korkma Sinan, annen yanında

Dünya küçük sevgi sonsuz..

Ayşegül ve Sinan birbirlerine olan sevgilerini böyle ifade etmeseydi iyiydi. Ancak ne demişler insanların birbirlerini sevdikleri en iyi zaman kaybettiklerine en yakın zamandır. -Ne kaybetmesi canım, o lafın gelişi- Aynı acı ve aynı korkuyla kurtarılmayı bekleyen Ayşegül ve Sinan birbirlerinden başka kimsesi yoktu. Sevgilerini de en net ve en rahat ifade ettikleri an o zaman oldu. Siz hep böyle kalın olur mu? Siz hep anne ve oğul olarak çok sevin birbirinizi.

Parfüm önemli

Eda ve Savaş’ı bir tek ben mi yakıştırıyorum?

Eda bir yandan kızını araştırmaya başlarken diğer yandan Çetin sandığı Savaş’la uğraşıyordu. Zira takıntılı aşığımız parfüm hediyesiyle Eda’ya adım adım yaklaşmaya devam ediyordu. Eda kızının adının Seçil olmadığını da bu araştırmasıyla öğrendi. Zira gittiği okulda Seçil diye bir öğrenci yoktu. Nevra planını güzel planlamıştı yine.

Tahminim Eda’nın bir noktada kızı için Savaş’tan yardım isteyebileceği ama bilinmez. Bu tahmin şimdilik burada dursun.

Savaş ise kardeşi Zafer’i öldüren bir adama daha itinayla yaklaşmış ve öldürmüştü. Sıra yavaş yavaş Bahri’ye mi geliyordu?

Savaş’ın bodoslama “Sevgilin var mı?” diye sorup ardından “Senin gibi güzel bir kadının aşksız geçen her anı kayıp bence.” romantikliği de takıntılı halinin bir parçası mı acaba? Neyse en azıdnan doğru parfüm bulundu.

Silahlar çekiliyordu Albayım!

Kafasına silah dayananlardan en çok hangisi korkmuştu?

Bence Çınar en çok korkandı. Zira bu olaylarda şimdilik acemi. Bahri Umman’ı kızdırmayacaktın Nevra. Evi basan Bahri hem Çınar’ı hem de Nevra’yı rehin aldı. Dikkat edin, bundan sonra okuyacaklarınızda Çınar büyük bir aile krizi yaşayacak.

Babasını, abisini annesinin öldürdüğünü öğrenen Çınar, annesinin tam olarak nasıl biri olduğunu yavaş yavaş anlamıştı. Henüz bunun şokunu atlatamadan bir de gerçek babası zannettiği adamın kendi babası olmadığını öğreniverdi. Nevra’nın sevdiğinden kalan tek şeydi Çınar. Bir oğuldan çok bir eşya, hatıra gibiydi. Oğlu olması önemli değildi, yaşadığı anılar, birilerini sevip sevmemesi önemli değildi. Sadece Nevra’nın yanında olup ona bir zamanlar sevdiği adamı hatırlatması yeterliydi.

Çınar’ın yaşadığı krizle silaha sarılıp Songül’ü vurması da başka bir olayın kapısını araladı. Çınar, “Onu öldürdüm mü?” diye ağlarken Sadrettin de “Songül kurşunun önüne neden atladı, boşluğuna geldi herhalde?” kafasını yaşamaktaydı. Fatih ise kıskançlık krizlerindeydi elbette.

Sinan’ı kurtarma planı başlıyor

4 adımda Bahri’den fotoğraflar nasıl alınır?

Nevra oğlu nefes almaya devam etsin diye Bahri’ye tüm bildiklerini söyledi. Poyraz’a oğlunun yerini nasıl bulacağını da gitmesi gereken yeri, sorması gereken kişiyi tek tek söyledi. Nevra’nın söylediği gibi gerçekten de Poyraz’ı infaz etmek için eski şişe fabrikasına çağırdılar ancak Poyraz’ın planı belliydi. Sinan’ın yerini öğrendi ve Eda,Zülfikar, Taş Kafa ekibiyle Sinan’ı kurtarma planı başladı.

Poyraz adım adım planında ilerken Nevra ise fotoğrafları ele geçirmişti. Ancak Bahri’den fotoğrafları almak o kadar kolay değildi. Önünde eğilip alman gerekliydi.

Plan:Merhaba abi, ben dilenci değilim

Sen mi beni vuracaksın, hayır ben seni vuracağım

Bir istihbarat polisi ve bir mafya adamın arasındaki farkı Eda ve Zülfikar’a bakarak anlayabilirsiniz. Zülfo’da bütün planlar aniden, bütün hareketler ansızın. “Merhaba abi ben dilenci değilim.” diyerek yavaşça yaklaşılır “Arkanda at var” diyerek aniden bayıltılır. Ve Sinan’ı kurtarma takibi büyük bir heyecanla başlar.

Sinan ölecek mi peki? Ölmeyecek. Çünkü Poyraz Karayel’de çocuklar ölmez. Dünyanın en güzel Sinan’ı hiç ölmez. Ölemez işte. Ölürse her şey yarım, her şey eksik kalır. Dedektiflik oyunları bile üzülür bakakalır arkasından. Poyraz Karayel’in cevapları sorularını bulamaz. “Sevmiyorlar diyorum merkez sevmiyorlar” cümlesi boşlukta kalır. Hadi bu kadar laf etmişken Sinan’ın babasıyla olan anılarıyla kapatalım mı yazıyı?

Cennet nedir?

Sevmiyorlar Merkez!

Poyraz Karayel 78.Bölüm Kamera Arkası

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.