Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Poyraz Karayel’e Veda: Önce Aklımızı Sonra da Kalbimizi Delirttiler

Poyraz Karayel’e Veda: Önce Aklımızı Sonra da Kalbimizi Delirttiler

Bazı anlamlar gerçekten kelimelere sığmıyormuş. Ayrılık gibi. “Elveda” demek de bir veda yazısı yazmak da birbirinden zor şeyler. Belki de o yüzden silip silip yeniden yazıyorum cümlelerimi bugün. Ayrılmak da ayrılık yazısı yazmak da bir o kadar zor çünkü.

Veda bölümünü iki kısma ayırdım ben izlerken. Aynı Poyraz’a yaptıklarını bize de yaptılar. Önce aklımızı kaybetmemizi sağladılar sonra da kalbimizi. Önce hızlı giden o senaryonun içerisinde neye uğradığımızı şaşırdık. Adeta kaybolduk. “Bam bam bam” sesleriyle geçen ilk kısımda Poyraz Karayel’in şimdiye kadar öldüremediği, bitiremediği herkesi bitirdik. Bölümlerdir bitiremedikleri Girişim’i Poyraz tek başına bitirdi, Savaş’tan Nevra’dan da tek tek kurtuldular.

Veda bölümünün bu derece hızlı ilerlemesinin ise elbette ki bir sebebi vardı: Ethem Özışık’a alelacele final yaptırmaları. Bakınız kendi cümlelerinden bu durumun kanıtı:

İlk bölüm aklımızı delirttiler demiştim. Önce ondan konuşalım. Ancak asıl olay ikinci kısımda!

Savaş’ın Ölümü

Savaş’a Veda!

Ayşegül, Bahri’yi kurtardı kurtarmasına ama Savaş tehlikesi hala devam ediyordu. Hastaneye Bahri’yi bitirmek için gelen Savaş aslında kendi sonunu yazdı. Savaş’ın böyle ölmesi beni üzdü. Farklı bir son yazılabilirdi Savaş’a. Eda’ya kızı konusunda yardım eli uzatan Savaş’ın içinde iyi bir insan vardı. Muhtemelen bu derece hızlı bir ölüm beklemiyordu onu. Eğer alelacele final olmasaydı. Bir an önce yazılması gereken finalin içerisinde Savaş’ın değişimine ayıracak bir zaman yoktu. Eda’nın da içinde bulunduğu grup tarafından kurşunlanan Savaş, Poyraz Karayel’e veda eden ilk kişiydi.

Eda’nın Savaş’la olan aşkının neden olmadığının açıklaması ise tek bir cümleydi: “Çok eskiden rastlaşacaktık” Vesikalı Yarim filminin “Sevgi de yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık.” repliğine de selam olsun o zaman buradan!

Songül – Sadrettin’in aşkı geç de olsa başladı!

Fatih’e Veda!

İkinci kurbanımız da Fatih’ti. Songül’ü kaçıran Fatih, Sadrettin’e aralarında bir ilişki olduğunu peşlerini bırakmasını söylese de Sadrettin ikisini de öldürmek için harekete geçti. Tam onları bulduğu sırada ise Songül’ün “Ben seni sevmiyorum, ben kocamı seviyorum.” sözlerini duyması ise son anda Songül’ü kurtardı. Psikopat Fatih’e hazin bir son yazarken Songül ve Sadrettin aşkının da artık başladığını veda bölümünde görebildik.

Mezar kazarken başlayan aşk

Poyraz vs Girişim

Neredeydi bu Girişim?

Nevra’nın Girişim üyeleriyle toplantı yapacağını öğrenen Poyraz Girişim üyelerine de son vererek Girişim’i bitirdi. Her şey bittikten sonra gelen şaşkın Eda’ya da zaferini bırakan Poyraz. Benim ihtiyacım yok, sen al da kariyerine destek olsun edasıyla bıraktığı zaferi Eda’nın kariyerine gerçekten büyük bir etki edecekti elbette ki. 10 ay sonra istihbarat müdürü olmasında Girişim’i bitirme zaferine erişmesi önemliydi.

Son olarak Nevra kalmıştı

Savaş ve Girişim’den sonra sıra Nevra’daydı. Nevra’dan önce ise Poyraz ve Ayşegül’ü gerçekten aşklarını yaşarken görmek mutluluk verdi. Tabi bu sahnede İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu’nun gerçekten bir ilişki yaşadığını da unutmamak lazım. Çünkü rollere sığmayan bir tutku vardı o sahnelerinde.

Meltem’den Poyraz’ın yerini öğrenen Nevra, onlara tuzak kurmuştu kurmasına ancak Meltem’de Zülfikar öpücüğü ile Nevra’yı hatırlamıştı. Nevra ava giderken avlandı. Ancak Nevra’yı bir kez daha görecektik elbette ki.

Nevra?

Ve ikinci kısım: Hafızalardan silinmeyecek bir veda!


Ciğerlerimizi hissetmediğimiz ağlaya ağlaya artık tükendiğimiz ve Poyraz Karayel finali dendiğinde aklımıza gelecek o an. Ayşegül’ün cümleleriyle başladı gözyaşlarımız, Poyraz’ın cümleleriyle devam etti. O yüzden doğrudan aldım cümleleri buraya da. Hem izleyin hem okuyun. Poyraz Karayel’in bize vedasıydı bu cümleler.

Önce Ayşegül’e başlayalım:

“Onu gördüğüm an anlamıştım öleceğimi. İçimden geçen ilk şey kısmet buraya kadarmış demek oldu. Tam olarak 19 dakika içerisinde ölmüş olacağım. Üçüncü bıçak darbesi atar damarımı kesti. Kanım vücudumun içine doluyor. Az sonra kalp atışlarım yavaşlamaya başlayacak. Ellerimde bir uyuşma başladı bile. Üşümeye başlayacağım. Kahretsin. Nasıl diyeceğim Poyraz ben ölüyorum, hem de senin gibi gelmek üzere değil. Ben hakkını vererek ölüyorum.

Galiba ölmek için dünyanın en saçma yerindeyim. Belki de değilim. Sevdiğimin yanındayım. “

Ayşegül ölmüştü. Ancak Poyraz da onunla birlikte ölmüştü.

Bahri’nin Ayşegül’ün ölümünü haber aldığı o an:

“Baba ne olur kızma. Senden önce ölüyorum diye kızma ne olur. Güçlü ol tamam mı? Alışkınsın sen. Sevdiklerini kaybetmeye alışkınsın. Valla istemeyerek oldu. Yoksa hır gür yaşıyorduk bir şekilde. Ben de memnundum yaşamaktan.”

Ve yeniden yine Poyraz

“Şu manzaraya bir bakın. Bu taşıdığım Ayşegül mü? Hayır, hayır. Bu taşıdığım Ayşegül değil. Sanki kollarımda bütün kahinatın yükü binlerce mutsuz aşığın cesedini taşıyorum. Şimdi kucağımda yatan bu cansız beden. Sevgilim, Ayşegül’üm. Ölürken, ölürken. Ben de kalan tek akıl kırıntısını da beraberinde götürecek. Hayatımın bütün anlamını alıp gidecek. Acıdan bir dağ düşünün sanki üstüme devrilmiş. Dünyadaki tüm balinalar sanki aynı anda karaya vurmuş. Göçmen kuşları düşünün sıcak iklimlere varamadan acımasız bir avcı hepsini vurmuş. Yaşamaya verilecek en güzel tepkidir delirmek. Hayatıma bir kız girmiş. Nasıl desem. Sanki ben çıkmışım kendi hayatımdan o kalmış geriye. Ama şimdi o da gidiyor. Takside onu ilk gördüğüm günden beri ben sadece onun için nefes almışım. Yaptığım her şeyi onun için yapmışım. Bütün kavgamı onun için vermişim. Kalbim sadece o var diye atmış.

İnsan neresiyle aşık olur. Kalbiyle mi? O zaman neden deliriyorum. Aklıyla mı? E, akıl aşka en uzak şey. Ya da deliren aklımız değil kalbimiz o zaman. Evet, kalbi deliren ilk insan olarak bunda da tarihe geçiyorum. Yaz bakalım İsa. Yaşadığı sonsuz acı sonucu zayıf yüreği kaldıramayarak kalbini çıldıran Ahmet Poyraz Karayel, kapatıldığı akıl hastanesinde aşırı rutubet sonucu verem olarak… İsa. Yazma be İsa… Yazma”

Poyraz aklını tamamen yitirmişti:

Selim, Hikmet, Turgut, Süleyman Kargı… Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar’ın en önemli kahramanları döküldü Poyraz’ın cümlelerinden. Oğuz Atay’a selamını da esirgememişti Ethem Özışık.

Ve tarih yalnızca mutsuzları yazdı!

Mutlu sonları sevmem diyen Ethem Özışık’ın finali de ancak böyle olabilirdi. Tarih sadece mutsuzları yazdığından belki de Poyraz Karayel de bir tarih yazarak ayrıldı. Son sahnede daktilosunun başında durmadan yazan bir Poyraz ve onun yanında olan oğlu Sinan vardı. Poyraz hastanedeydi, Sinan ise onun yanında kalan tek kişiydi.

Diğer karakterlere gelirsek

Bahri’nin ölümü, Zülfikar ve Meltem’in üçüzlerinin olması ve Sadrettin ve Songül’ün ise mafyanın başına geçerek kendi krallıklarını kurmasıyla diğer karakterlere de bir son yazıldı. Sinan ve Poyraz ise artık tek başınaydı.

Bir Poyraz Karayel geçti bu ekranlardan. Ancak ne olursa olsun biz onların bu hallerini hiç unutmayalım olur mu?

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.