Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Vatanım Sensin 16.Bölüm: Bir Yanda Memleket Aşkı Diğer Yanda Gönül Derdi…

Vatanım Sensin 16.Bölüm: Bir Yanda Memleket Aşkı Diğer Yanda Gönül Derdi…

Susmak. Onlarca şey söylemek istediğin halde susmak. Ailenin, evladının, sevdiğin insanı bir kenara koyarak memleket uğruna susmak. İşkenceye uğramak, ölmeyi istemek, ölmeyi isteyip aileni yeniden görme umuduyla yaşamak. Ve çektiğin onca acıya rağmen kızına, karına sevgiyle sarılamamak. İşte Cevdet’in hayatı.

Cevdet sürgünde büyük acılar çekmişti. Ailesine kavuşma ümidine sarılarak bu acılara dayanmıştı. Ancak İzmir’e adımını attığı ilk andan itibaren “Vatan haini” suçlamasıyla yaşamak zorunda kalmıştı. Çektiği onca acıya rağmen ailesinin o sevgi dolu bakışlarını görememişti.

Şimdi ise sürgüne yeniden gönderilmekle karşı karşıyaydı. Görevinde başarıyla ilerlemesi Vasili’nin başarısız bir komutan olmasına neden olmuştu. Başbakan yardımcısı Kosta ise son olan olayı affedecek gibi değildi. Gözleri önünde açılan Türk bayrağı hem devşirme Cevdet’i hem de Vasili’yi yakmıştı. Cevdet sürgüne gidecek o sürgünde ise sağ bırakılmayacaktı.

“Sizin bana ihtiyacınız var!”

Giderler tabi!

Ne kadar da Mustafa Kemal’i andığımız bir bölüm oldu Vatanım Sensin’in 16.bölümü. Daha ilk saniyelerde Cevdet’in Başbakan Yardımcısı ile yüzleşmesinde duyduk ilk cümleleri. Başbakan Yardımcısı zulm ederek, gücü elinde tutarak hakim olabileceğini zannediyordu İzmir’e ve tüm Anadolu’ya. Ancak savaş meydanında gösterdikleri gücün önemi yoktu. Hükmetmeye çalıştıkları halkı anlamazlarsa, onların değerlerini hiçe sayarlarsa kazandıkları zaferi sürdüremezlerdi. Eğer halk onları istemezse ikinci bir mücadeleye girmek zorunda kalırlardı. Hatta “Geldikleri gibi gitmek” zorunda kalırlardı.

Bayrakları için ölmeyi göze alan bir halkı zorbalıkla susturamazdı Yunan ordusu. Ancak Kosta, Cevdet’e ihtiyacı olduğunu kabul etmedi çünkü o halka değer vermiyordu. Kendi topraklarında esir olan bir halkı anlamaya ihtiyacı olmadığına inanıyordu. Sadece Cevdet’i değil tüm başarısızlıkların sorumlusu olarak gördüğü Vasili’yi de tahtından indirmeye gelmişti.

Cevdet hapse girdi. Ancak görevi için kurtulması gerekliydi. En büyük yardımcısı ise Binbir surat Yakup’umuz olacaktı!

Haydar’ın Cenazesi

Bir ölür bin diriliriz

Haydar’ın cenazesi Azize’nin Tevfik’ten istediği yardımla birlikte Yunanlılardan alındı. Her türlü düşman güçle çıkarları için iş birliğine giren Tevfik şimdilik paçasını büyük tehlikelerden kurtarmasını biliyordu. Haydar’ın cenazesi Tevfik sayesinde bile olsa alındı. Bir oğlu Çanakkale’de şehit olan Haydar’ın annesi Makbule, ikinci oğlunu da İzmir mücadelesinde kaybetmişti. Bayrak yere düşmesin diye canını siper eden Haydar’ın koskocaman bir Türk bayrağıyla uğurlanması ise yüreğimizi yaktı.

Bir can bu mücadelede yitirilmişti ancak bin can onun canını feda ettiği değerler uğruna yaşayacaktı.

Tevfik Azize ile evlenecek mi?

Azize’nin mutsuzluğu gözlerinden okunuyordu

Azize’nin hırsını anlayamıyorum. Cevdet’e çok kızgın. Çok normal bu kızgınlık. Ancak Cevdet’e öfkesi yüzünden kendisini kaybediyor çoğu zaman. Sevmediği bir adamla evlenmeye karar vermesi bir yana Tevfik’in karşısına çıkıp “evleniyoruz ama arkadaşlıktan öteye gitmeyecek bu evlilik” demesi son derece bencilceydi. Evet söz konusu bencillikte zirveye ulaşmış Tevfik olunca üzülemiyoruz ama Azize’nin yaptığına da takılmadan edemiyorum. Cevdet’le arasında sorunlar olmadan önce de böyle miydi bilmem ama yanlış kararlar alıyor, bu kararlar da ısrar ediyor ve başkalarının ne dediğini önemsemiyor. Tevfik iyi biri olsaydı ve onu gerçekten sevseydi ona yaptığı en büyük ayıp olurdu bu evlilik.

Hala Cevdet’i seven Azize’nin bir an için gururunu bir yana bırakıp mantıklı kararlar almasını umutla bekliyorum. Özellikle artık hamile olduğunun fark edilmesiyle bu evlilik konusunda bir karar alması gerekecek.

Cevdet’in Kurtuluşu

İki kaçak, iki kahraman

Vatanım Sensin’in en güzel yanı bir kurgu izletirken tarihten de kopmaması. Amasya Genelgesi sonrası, Erzurum Kongresi’nin de yapıldığını öğrendik bu bölümde. Yakup’un getirdiği Erzurum Kongresi metnini de yeni bölümde duyduk. Sadece biz değil Yunanlılar da duydu hem de.

Yunanlıların düzenledikleri baloda Mustafa Kemal’in düzenlediği Erzurum Kongresi metnini okutan Yakup bonus olarak Cevdet’i de kurtarmıştı. Ancak Cevdet’in Yunan askeri görünümlü Yakup’la kaçması bir vatan haini olduğunu ispat etmişti. Kosta’nın kimsenin görmemesi ve duymaması gerektiğini söylediği metnin Yunanlılarla dolu olan bir baloda duyulması ise Kosta’yı çok kızdırmıştı.

Yakup ise Cevdet’i kurtardı kurtarmasına ama omzundan da büyük bir yara aldı. Bu yarayı iyileştirmek için Azize’yi getiren Cevdet, içi yansa da ona söylemek istemediği cümleleri sarf etti. Hem ailesini korumaya çalışan hem de Cevdet’e olan aşkında hayal kırıklıklarına uğrayan Azize ise artık belli ki çok yorulmuştu.

Yakup’un tedavisi sırasında ise Azize ve Cevdet’in yüzlerine söylemediklerini akıllarından geçirmeleri “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmindeki sahneyi hatırlatmadı değil.

Sevgi neydi? Sevgi emekti.

Söyleyemedikleriniz yüzünden kimseye elveda demeyin…

Ve ilk dans…

Birinin hayali bir başkasının gerçeği olurmuş. Yıldız, konak aşkıyla Leon’a ulaşmaya çalışıp balo için hazırlık yapsa da Hilal “başbakan yardımcısına söyleyeceklerim var.” diyerek Yıldız’ın elbisesiyle baloyu basan kişi oldu. Hilal’i engellemeye çalışan Leon’la hırçın Hilal’imiz ilk dansı da böylelikle gerçekleşti. Dizinin en romantik anı olarak burada dursun…

Bir yandan Ali Kemal’in Eleni ile öpüşmesini kıskanan bir yandan ise Leon’un başkasını sevmesini kabul edemeyen Yıldız ise hala mektubu Leon’un yazmadığına inanıyordu. Leon’un başkasını sevdiğini bile hala kabullenememişti. Yıldız’ı hafife almıyoruz, zira alamıyoruz. Mustafa Sami ile evlenmemek için elinden geleni yapan Yıldız’ın içindeki Bihter beni korkutuyor. Hilal Leon’a olan aşkını kabul etse bile Yıldız yüzünden belli ki uzun bir süre itiraf edemeyecek.

Ve Cevdet…

Cevdet’in geri dönüşü muhteşem oldu

Cevdet hapisten kaçtı kaçmasına ama kendisini de aklaması lazımdı. Belli ki Eşref’le bir plan yaptı. Kendisini aklamasının tek yolu zira Eşref’i Yunanlıların önüne atmasıydı. Zaten gerekli güven ortamı sağlandığında Eşref’i kaçırması çok zor olmayacaktı.

“Hiçbir vatan haini bana diz çöktüremez.” diyen Eşref de rolünün hakkını iyi verdi.

Gelecek bölümde ne konuşmuşlar öğrenelim, hadi gelse ya hemen yeni bölüm!

 

 

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.