Connect with us

Tüm dizilerin özetleri, fragmanları,haberleri ve çok daha fazlası!

Vatanım Sensin 20.Bölüm: Seni Düşündükçe Yok Oluyorum

Vatanım Sensin

Vatanım Sensin 20.Bölüm: Seni Düşündükçe Yok Oluyorum

Vatanım Sensin 20.Bölüm: Seni Düşündükçe Yok Oluyorum

“İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.” derler. Hem kendi hayatımızda hem de dizi dünyasında tecrübe ediyoruz bu cümleyi. Birini kaybetmeye yaklaştığımız o anlarda hem onu hem de kendimizi tanımaya başlıyoruz. Ondan ayrılacağımız o anda iyiliği de kötülüğü de aynı anda görebiliyoruz. Çok sevdiğimiz insanlardan ayrılacağımız o anlarda sevgiyi hiç olmadığı kadar içimizde hissedebiliyoruz.

 

Sanırım Hilal için de bu durum geçerliydi. Leon’u kendi elleriyle vurmasına rağmen yaşadığı acı yüreklerimize işledi. O an verdiği ani karar aslında Leon’u değil kendisini vurmuştu. Leon yaşam mücadelesi verirken Hilal de yaşarken yaşam mücadelesi veriyordu. Cevdet, Leon’un kurtuluşunun Hilal ve Ali Kemal’in ölümü olacağını bildiği halde göze alıyordu her şeyi. Her şeye rağmen, yakalanmak pahasına Leon’u görmek için hastaneye gelebiliyordu.

HiLeon bu bölüm çok konuşuldu!

Öldürülme pahasına geldi Hilal hastaneye. Yakalanma tehlikesine, Azize’nin gözyaşlarına rağmen Leon’u görmeden gitmedi hiçbir yere. Aylardır reddettiği o aşkı kabul etmişti artık. Leon’u sevdiğini, her geçen gün daha fazla sevdiğini kabul etmişti. Savaşlara, düşmanlıklara rağmen de sevmeye devam ediyordu.

“Gözlerini açarsan ağzından çıkacak her cümleye razıyım. Ölüme de aşka da. Her şeye.” diyen Hilal tek bir cümleyle her şeyi anlatıyordu aslında. Leon’un yaşaması için kendi ölümünü bile göze almıştı Hilal. Leon’un gözlerini açması için her şeyi verebilirdi. Tüm hırsından kurtulmuştu. O tek kurşun Leon’u ne kadar sevdiğini anlatmıştı ona.

Leon ve Hilal aşkı içimizi ısıttı yeni bölümde. Hele ki Leon’un mektubu her satırıyla bizi kendisine hayran bıraktı.

“Kendimi seninle yeniden tanıyorum. Başta imkansıza aşık olmayı kabullenemiyordum. Lakin şimdi seni gördüğüm her an tarifi imkansız duygular yaşıyorum. Hiç bilmediğim bir ülkeyi seviyor, hiç bilmediğim bir dili konuşuyorum. Ülkeni tanıdıkça seni daha çok anlıyorum. Sendeki bu tutkunun nereden geldiğini biliyorum. Ve en çok sendeki bu tutkuyu seviyorum. Senin teninin rengini bayrağımın beyazına, gözlerini mavisine benzetiyorum. Ben ise bayrağınızdaki yıldızın sonsuzluğuna inanıyor. Feda etmekten çekinmeyeceğiniz canınızı bayrağınızın kırmızına yoruyorum ve bu kırmızıda kayboluyorum. Sonra sen benim için tüm milletlerin bayrağına ve halklarına dönüşüyorsun. Seni düşündüğümde sınırlar, insanların renkleri, bayrakları ortadan kalkıyor. Ben seni düşündükçe yok oluyorum.”

Tek bir cümlesi bile insanı kendisine hayran bırakmaya yetiyordu Leon’un mektubu. Bu mektubu okuyan Veronika artık oğlunun gerçekten aşık olduğunu anlamıştı. Ancak yanlış anlamıştı. Leon’un aylar önce söylediği “Yıldız’la evlenmek istiyorum.” cümlesi şimdi karşısına çıkıyordu. Çünkü Veronika Hilal’in farkında değildi. Aynı oğlunun yaşadığı o büyük aşkı görmediği gibi o aşkı Hilal’e beslediğini de anlamıştı. Yıldız, Leon’u kaybettiğini zannederken şimdi Veronika tarafından verilen bir evlilik sözüyle karşı karşıyaydı.

Diğer yandan Leon’un neden gizlice bu mektupları yazıp odasında sakladığını anlayamıyorum. Böyle bir mektup Hilal’in eline geçtiği anda zaten ona kayıtsız kalamazdı. İlla vurulması gerekmiyordu.

Ali Kemal Dimitri olduğunu öğrenebilecek mi?

Öte yandan iyi bir şeyler daha oldu elbette. Leon’un vurulmasıyla Vasili komutanlığını bir yana bırakıp her şeyden önce bir baba olduğunu hatırladı. Yıllar önce köyleri baskına uğradığında Dimitri’yi bulamadığını da itiraf etti. Ya Dimitri’yi ya da Veronika’yı kurtarma şansı olduğunu için Veronika’yı seçmişti. Kapı yıkıldığında ise Dimitri’nin sesi kesilmişti. Veronika unutsun, vazgeçsin diye öldü demişti. Ancak Veronika hiçbir zaman oğlundan vazgeçmemişti.

Muhtemelen o gün bayıldığı için sesi kesilen Dimitri, birkaç saat sonra Cevdet tarafından bulunmuştu. Cevdet, Ali Kemal’in Dimitri olduğunu biliyor bunu biliyoruz. Ancak keşke söylese. Ali Kemal, bu derece düşmanlık besledikten sonra Leon’u kardeşi Vasili ve Veronika’yı anne babası olarak kabul edebilir mi bilmiyorum. Ancak öğrenmesi öğrenmemesinden daha iyi bana kalırsa.

Eşref Paşa Mustafa Kemal’in yanında!

Bölümün en önemli sürprizi Eşref Paşa’ydı sanırım. Hamilton ile anlaşmaya varacağı düşünülen Eşref Paşa gücü elde etmek için elinden ne geliyorsa yapan bir adam gibi görünmüştü. Mustafa Kemal’in karşısında yer alan Eşref Paşa bir anda onun yaptığı her şeyi destekleyen bir adama dönüştü. Ardından da Tevfik tarafından öldürüldü.

Eşref Paşa’yı bir anda Mustafa Kemal yanlısı yapıp öldürmek ne içindi pek anlayamadım. Eşref Paşa, dizide vatanını seven, koruyan ancak Mustafa Kemal’in ve düzenli ordunun içinde yer almak istemeyen paşaların temsilcisiydi. Ki güzel de bir örnekti. Vatan haini değildi, Mustafa Kemal’in karşısında yer alması vatan haini olarak anılmasına neden oluyordu ancak değildi. Vatan için o da mücadele ediyordu. Sadece Mustafa Kemal’in yönettiği bir ordunun, siyasetin içerisinde yer almayı kabul etmiyor, Osmanlı’ya olan bağlılığına devam ediyordu. Aynı tarihteki diğer paşalar gibi. Ki tarihte yaşamış Kuşçubaşı Eşref’in de bir temsiliydi bu nedenle.

Eşref’e yazacak konu bulunamadı bari Mustafa Kemal’i destekleyip ölsün mü denildi. Umarım böyle denilmemiştir. Çünkü bir uçtan diğer uca aniden geçişi bana bundan başka bir şey düşündürmedi.

Eşref öldü. Cevdet’in görevlerine de bir yenisi daha eklendi. Hem Yunan askerinin eline geçen silahları almak hem de Eşref’in katilini bulmak.

Ancak değinmeden geçemeyeceğim, Eşref Yunanlılarla savaşırken, Cevdet’in de Hamilton’la satranç oynamasının paralel ilerlemesi güzel bir sahneydi. Eşref yenildiğinde, Cevdet’e Hamilton’a satrançta yenilmişti. Cevdet, Hamilton’la mücadele ederken Eşref’te Yunan askerleriyle mücadeledeydi.

Hamilton’un imkansız aşkı

Hamilton ve Lucy gelir gelmez konuşulmuştu bu konu sosyal medyada. Hamilton’un Lucy’e aşık olduğunu başta kabul etmek istemesem de artık kabul ediyorum. Karısının resminin arkasından çıkan Lucy’nin resmi bunun en önemli kanıtı oldu. Yaklaşımı, ona karşı kibar davranışları da bu nedenleymiş demek ki. Fotoğraflara bakınca eşiyle Lucy arasındaki benzerliği fark etmemek mümkün değil. Belki de eşinin acısıyla aşık olmuştu Lucy’e. Yoksa evliyken mi başlamıştı bu imkansız aşk?

Azize’nin hamileliği hepimize dert oldu

Azize hamile biliyoruz. Her şeye rağmen de Tevfik’le evlenmeye kararlı. Bana vatan haininin karısı, vatan haininin çocuğu diyecekler diyor ama aslında en büyük vatan haini Tevfik’le evlendiğinin farkında değil. Hasibe ise akıllı mantıklı davranarak Azize’ye rağmen doğru bildiğine gitti. İyi ki de gitti. Oğlunun karşısına çıktı çıkmasına ama bakalım bu hamileliği söyleyebilecek mi? Zira yayınlanan fragmanda pek de iyi cümleler duyamadık Hasibe’den. Umarım bir şeye sinirlenip söyleme düşüncesinden vazgeçmemiştir.

Yazar, çizer en çok da okur. Dizi izlemediği zaman onu kitap okurken görebilirsiniz. Okumadığı zaman ise dizi izler. Ne kitaplarda ne de dizilerde tür ayırt eder. Eline geçen her şeyi okur, gözüne takılan her şeyi izler. En büyük hayali ise bir gün Vosvos'una binip dünya turuna çıkmak.

Yorum İçin Tıklayın!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Vatanım Sensin

To Top